firesideas

create. explore. expand. conquer. 

firesideas

yakınlarından bazılarının senin ölmeyi seçtiğini önceden sezemedikleri için kendilerini suçlu hissedeceklerini, sana yardım edip yaşamak istemeni sağlayamadıkları için yasa bürüneceklerini biliyordun. ama onların yanıldığını düşünüyordun. ölümden çok yaşamdan tat almanı senden başka sağlayabilecek biri yoktu. bir annenin hüzünlü çocuğunu elinden tutup onu eğlendireceğini düşündüğü nesneleri göstermesi gibi, birinin seni neşelendirmeye çalıştığı sahneler düşlüyordun. bunun üstüne içinde uyanan tiksinti o iyi yürekli kişiyi kendinden uzaklaştırmak istemenden ya da onun sana göstreceği sevinç nesnelerinin yapısından değil, yaşama isteğinin dayatılabilecek bir şey olmamasından kaynaklanıyordu. buyuran ister bir başkası olsun, ister kendin, sipariş üstüne mutlu olamazdın. yaşadığın mutluluklar birer lütuftu. nedenlerini anlayabiliyordun ama onları yeniden canlandırmak elinden gelmiyordu.

firesideas

o adsız yerin sessizliği belli belirsiz bir iç sıkıntısı uyandırdı içinde. bu kenti hiç tanımıyordun, elinde onunla ilgili pek bir şey yoktu. çıkıp gelişigüzelde keşfedecektin onu, ona buna sorup gidilecek yerleri öğrenecektin. tıraş olurken aynada bir yabancı gördüğünü sandın. yüz senin yüzündü, ama sana hiç uymayan dekorla içinde bulunduğun saçma durum yüzünden başka biri olduğunu düşünmeye başlamıştın. görüntüne öyle acıdın ki az daha ağlayacaktın, tam o anda telefon çalmasaydı. açtın, eşindi, halini hatrını sormak istemişti. normalde içini rahatlatan o sesi uzaktan yalnızlık duygunu güçlendirdi. konserin iyi geçtiğini söyledin, iki gün orayı keşfetme fikri seni heyecanlandırıyormuş gibi yaptın ve kapattınız.
Reply

firesideas

“sanatta eksiltmek kusursuzlaştırmaktır. yok olmak seni negatif bir güzelliğin içinde dondurdu. böyle düşünürdün. eşini hatırlıyorum. sen yanındayken çok konuşmazdı. sesini anımsayamıyorum. seni onaylayıp onaylamadığı bakışlarından anlaşılırdı. çekingenliği seni rahatlatırdı. onun ölçülü duruşu eşlik ederdi senin sessizliğine. aynı sigaraları içerdiniz. ikiniz için bir paket taşırdın. o araba kullanırdı, sen motor. çocuğunuz yoktu. o çalışıyordu, ikiniz için para kazanıyordu, sense eğitimini sürdürüyordun. senin kuramlarına, diline hayrandı. ona ne oldu? ölümünden sonra toparlanabildi mi? biriyle sevişirken seni düşünüyor mu? evlendi mi? kendini öldürerek onu da mı öldürdün ya da? anını yaşatmak için oğluna senin adını mı verdi? senin doğum günlerinde ne yapıyor? mezarına çiçekler koyuyor mu? onun çektiği fotoğrafların nerde? giysilerini saklıyor mu? çizimlerini ne yaptı? evin bir odasına mı çerçeveledi? senden sonra biriyle oldu mu? onlar seni tanıdı mı? yoksa arkanda bıraktığın anıyla başka biriyle birlikte olmasını olanaksız mı kıldın?”
Reply

firesideas

seni düşündüğümde acı çekmiyorum, özlemiyorum seni. anılarımdaki varlığın ortak yaşamamızda olduğundan çok daha güçlü. hâlâ yaşıyor olsaydın, belki bir yabancıya dönüşmüştün. ölüyken, en az sağ olduğun zamanlardaki kadar canlısın. gecedense gündüz, sabahtansa öğleden sonra ölmek istiyordun. açıklamak için yakınlarına mektup bırakmadın. neden ölmek istediğini biliyor muydun? biliyorduysan neden yazmadın? insan kendini iyi bir nedenden ötürü öldürür mü? pişmanlık mı? arkandan ağlayanların üzüntüsü için, sana olan sevgileri, senin de onlara karşı duyduğun sevgi için pişmandın. eşini yalnız bıraktığın için, yakınlarının içinde hissedecekleri boşluk için pişmandın. ama bu pişmanlıkları yalnız önceden hissediyordun. seninle birlikte yittiler onlar da. ölümün acısına arkada bıraktıkların tek başına katlanacaklar. intiharın bu bencik yanından hoşlanmıyorfun. ama tartınca, ölümün dinginliği yaşamın acı dolu çalkantılarına üstün geldi.
Reply

firesideas

firesideas

and there was something ‘bout you that now i can’t remember, it’s the same damn thing that made my heart surrender. i miss you on a train, i miss you in the morning.
Reply

firesideas

i know a place, it’s somewhere i go when i need to remember your face. do you think i’m forgotten, forgotten about you? you and i, we are alive. wait and pretend, hold on and hope that we’ll find our way back. 
Reply