frivollers

Almanya'da ne işim var

frivollers

size,
          bu odanın alacakaranlığından,
          okyanusundan, beni boğan dalgalarından,
          tenimde kalan tuzundan ve
          yastıklarda kuruyan gözyaşından
          hiç bahsetmedim.
          
          size,
          nasılsın diyerek başlayan telefonlarınıza
          (garip, tuhaf aslında)
          beyaz bembeyaz tabiatımla
          'iyiyim' diyorum.
          yani aslında korkuyorum
          bütün bunlar kıyamet
          bütün bunlar cinnet
          bütün bunlar cinayet demeye
          bir daha düzeltilemeyecek sözler
          söylemeye korkuyorum.
          
          telefonla birlikte ışığı da kapatıp
          bol şanslar deyişiniz, şanslar deyişiniz, deyişiniz
          çınlarken içimde,
          bunun beni ne kadar kırdığından
          hiç bahsetmedim.
          bahsetmediğim çok şey var daha
          yaz çiçekleri, cam çiçekleri ölüyor
          akşamın altını, gümüşe dönüyor
          bunlar da önemli elbette
          en az,
          bana ihaneti öğrettiğiniz
          bana kanatlarımı bıraktırdığınız kadar.

frivollers

ey ölümden ve hayattan olma çocuk
          suna'yı ve denizi bildin
          şimdi bir başka soru bul kendini
          bir yakamoz neden durup durup bir dubayı kocalar
          gibi örneğin.
          
          ölümden ve hayattan çok bahsettik
          suskun, ağızsız, sözsüz
          ilahi bir koronun gülümsemesini istiyorum ben
          yerli yersiz
          hem neden küçük bir gülümseme için
          büyük espriler gerekli bize
          ve neden cinnet beşinci kattayken yakalar insanı
          ve bu mermer insanlar nasıl olur da
          romantizmadan bahsederler?
          
          ey ölümden ve hayattan olma çocuk
          hüthüt kuşunu ve gözyaşını bildin
          peki, niçin bir new york bulur kendine
          tatar çağrışımlı ve balkonlu kızlar
          saçlarını taşırken çınaraltının serin sabahlarına
          ve bir şairin yüzüne niçin kurtlar iner her akşam,
          
          durup dururken bir koridor ıssızlığına...

frivollers

@biktimgercekten Geldi yine başımın belası
Reply

frivollers

Karanlık bir oda, yağmur ve birhan keskin
Reply

frivollers

Kimse kendisi değilken
          -eklendi ve çıkarıldı çünkü-
          bir daha bir daha
          sıcak soğuk
          mutlu, sıkıntılı
          kat be kat hepsi de
          kendisi örtüler altında ve maske
          o da ayıramaz artık
          hangisi sahici hangisi sahte
          oyun nerde başlar nerde biter
          sevgi nefret sevgi nefret
          elde kalan ne
          pörsümüş bir tin ve
          durmaksızın iç çekme