furtelis

Hazan, hıçkırıklarını artık zapt edemeyerek, gözyaşları sel gibi yanaklarından süzülerek o sedyelerden birine doğru yaklaştı.
          	
          	Elleri tir tir titriyordu. Çarşafın ucundan tuttu. Kalbi o kadar hızlı çarpıyordu ki, sanki göğüs kafesini parçalayıp dışarı fırlayacaktı.
          	
          	"Anne..." diye fısıldadı ilk defa. Bu kelime dudaklarından dökülürken içi yandı. "Lütfen burada olma... Lütfen sen olma..."
          	
          	Titreyen parmaklarıyla çarşafı yavaşça, milim milim aşağıya doğru çekmeye başladı. Önce kadının alnı belirdi... 
          	
          	Ancak o pürüzsüz ten yerine, uçurumdan düşen arabanın sarsıntısıyla patlamış, derin cam kesikleriyle yarılmış, üzeri pıhtılaşmış koyu kanla kaplı o feci manzara çıktı ortaya. 
          	
          	Hemen ardından, o her zaman hayranlıkla baktığı, Annelik kokusunu taşıyan o kızıl saçların kanla sırsıklam karışmış, darmadağın olmuş telleri alnına yapışmış halde göründü.
          	
          	Hazan’ın nefesi boğazında tıkandı, çığlığı içine kaçtı. İçindeki o korkunç yıkımla çarşafı biraz daha, tam göz hizasına kadar çekti.
          	
          	Gördüğü şeyle kalbi duracak gibi oldu; o uçurum kaza sahasının tüm vahşeti kadının yüzüne kazınmıştı. Kaşının üzeri derin bir yarayla ikiye bölünmüş, göz kapaklarının çevresi morarıp şişmişti. 
          	
          	O güzel yüz, darbelerin etkisiyle adeta tanınmaz halde, paramparça olmuştu; teninin o solmuş beyazlığı arasına karışan derin ezikler ve sızan taze kan sızıntıları göz hizasındaki o korkunç hasarı çırılçıplak önüne seriyordu.
          	
          	Daha fazla çekemedi. Yüzün kalanını görmeye, o güzel kadının bu derece parçalanmış gerçeğiyle yüzleşmeye zerre dermanı kalmadı. Çarşaf elinden kayıp düştü.
          	
          	Hazan’ın dizlerinin bağı o saniyede tamamen koptu. Kendini tutamadı, o morgun buz gibi, mermer zeminine pat diye yığıldı. Dizlerinin üzerine çöktü, ellerini yüzüne kapattı. İçinden kopan o en acı , o en perişan feryat morgun o yankılı duvarlarında çarpıp yine kendi bağrına saplandı.
          	
          	"ANNEEE!!!" diye haykırdı, hıçkırıkları hırıltıya dönüştü, nefesi kesildi. Yumruklarını o soğuk mermer zemine vura vura ağlamaya başladı.

furtelis

@cezbeli Hicoyu biri bulacak bir sahil kıyısında ama kimin bulduğu büyük spoi girer 
Reply

kizilseytan

bacım sen niye yok oldun niye buharlaştın spoi attım o kadar

cezbeli

Bacımmmm sen ne zaman bölüm atcannn ben yetiştim valla hikayenin sonuna geldim hala bölüm yok jsjsjsjsjsjs

furtelis

@cezbeli KIZZ YKK OKUYUP DEVAMINI YAZIP ATIYORUM 
Reply

cezbeli

@kizilseytan uyuyor heralde jsjsjsjsjs
Reply

kizilseytan

bilama saye paylaşımı yapmış doğru söyle kime çalışıyosun

furtelis

@kizilseytan gördümm kizzz kitabıı okumuş yada burda aramızda hisssi geliyooo
Reply

kizilseytan

@ssmvaa bilamamuzik son post kız
Reply

furtelis

Hazan, hıçkırıklarını artık zapt edemeyerek, gözyaşları sel gibi yanaklarından süzülerek o sedyelerden birine doğru yaklaştı.
          
          Elleri tir tir titriyordu. Çarşafın ucundan tuttu. Kalbi o kadar hızlı çarpıyordu ki, sanki göğüs kafesini parçalayıp dışarı fırlayacaktı.
          
          "Anne..." diye fısıldadı ilk defa. Bu kelime dudaklarından dökülürken içi yandı. "Lütfen burada olma... Lütfen sen olma..."
          
          Titreyen parmaklarıyla çarşafı yavaşça, milim milim aşağıya doğru çekmeye başladı. Önce kadının alnı belirdi... 
          
          Ancak o pürüzsüz ten yerine, uçurumdan düşen arabanın sarsıntısıyla patlamış, derin cam kesikleriyle yarılmış, üzeri pıhtılaşmış koyu kanla kaplı o feci manzara çıktı ortaya. 
          
          Hemen ardından, o her zaman hayranlıkla baktığı, Annelik kokusunu taşıyan o kızıl saçların kanla sırsıklam karışmış, darmadağın olmuş telleri alnına yapışmış halde göründü.
          
          Hazan’ın nefesi boğazında tıkandı, çığlığı içine kaçtı. İçindeki o korkunç yıkımla çarşafı biraz daha, tam göz hizasına kadar çekti.
          
          Gördüğü şeyle kalbi duracak gibi oldu; o uçurum kaza sahasının tüm vahşeti kadının yüzüne kazınmıştı. Kaşının üzeri derin bir yarayla ikiye bölünmüş, göz kapaklarının çevresi morarıp şişmişti. 
          
          O güzel yüz, darbelerin etkisiyle adeta tanınmaz halde, paramparça olmuştu; teninin o solmuş beyazlığı arasına karışan derin ezikler ve sızan taze kan sızıntıları göz hizasındaki o korkunç hasarı çırılçıplak önüne seriyordu.
          
          Daha fazla çekemedi. Yüzün kalanını görmeye, o güzel kadının bu derece parçalanmış gerçeğiyle yüzleşmeye zerre dermanı kalmadı. Çarşaf elinden kayıp düştü.
          
          Hazan’ın dizlerinin bağı o saniyede tamamen koptu. Kendini tutamadı, o morgun buz gibi, mermer zeminine pat diye yığıldı. Dizlerinin üzerine çöktü, ellerini yüzüne kapattı. İçinden kopan o en acı , o en perişan feryat morgun o yankılı duvarlarında çarpıp yine kendi bağrına saplandı.
          
          "ANNEEE!!!" diye haykırdı, hıçkırıkları hırıltıya dönüştü, nefesi kesildi. Yumruklarını o soğuk mermer zemine vura vura ağlamaya başladı.

furtelis

@cezbeli Hicoyu biri bulacak bir sahil kıyısında ama kimin bulduğu büyük spoi girer 
Reply

kizilseytan

hadi da sıkıldım

furtelis

@kizilseytan kesit bölümüne koş hayde 
Reply

furtelis

@kizilseytan ağladım ya yazarken dur düzenleyip kısa kesit olarak yayınlicam onu okursun sadece
Reply

kizilseytan

@ssmvaa hadi 20 dakika oldu 20 dakika kudurdum KUDURDUM
Reply