gecmiszamanambari

Ölüm, beklediği o korkunç canavar değildi. Sadece sıcak, uyuşturucu bir karanlıktı.

gecmiszamanambari

Ona bağırmıştı. Çok öfkeliydi. Çok nefret doluydu.
          
          Belki de ona bir kez, "Seni seviyorum," demeliydi.
          
          Ama diyememişti.
          
          Aslında babası şu anda yaşasaydı ve karşısında dimdik dursaydı ona yine, "Seni seviyorum," diyemeyecekti.
          
          Artık bir gerçeği kabullenmişti, her vedadan sonra yarım kalmış hissetmeye mahkumdu.
          
          Çünkü vedalar, zaman aktıkça, yas tuttukça, söylenmemiş cümlelerle birlikte tamamlanırdı.

gecmiszamanambari

İlk anda bir şeyin yanlış olduğunu anlayamadı. Odada sadece sessizlik vardı. O alıştığı ritim yoktu.
          
          "Ritim yok..." diye içinden geçirdi. Bir anda ürperdi. Monitöre baktı. Çizgiyi gördü. Düz, acımasız bir çizgi, onun tüm hayatını alt üst etti.
          
          Sanki yanlış görmüş gibi gözlerini sımsıkı kapatıp açtı. Eğer gördüğü şey bir kabus ise hızlıca uyanmaya çalıştı. Elini babasının koluna koydu. Onu sarstı.
          
          Avuçlarının altındaki soğukluk, bambaşkaydı. Bugüne kadar bir kar topuna dokunduğunda dahi böyle bir soğukluğa rastlamamıştı. Meğer cehennem ateşten değil de soğuktan yapılmıştı.