gergin

Kendi kendimeyken, hiç kimsenin söylemediği sözlere her türden zekice yorumu yapabilir, yerinde cevapları düşünebilirim ve onunla nüktedan bir sosyallik yaşayabilirim. Ama bütün bunlar canlı kanlı bir bedenle karşılaştığımda yok olur: aklımı kaybederim, daha fazla konuşamam ve yarım saatten sonra yorgun hissederim. İnsanlarla konuşmak uykumu getirir. Sadece ruhanî ve hayalî arkadaşlarım, sadece hayallerimdeki konuşmalar gerçektir ve somut olarak vardır.

gergin

Kendi kendimeyken, hiç kimsenin söylemediği sözlere her türden zekice yorumu yapabilir, yerinde cevapları düşünebilirim ve onunla nüktedan bir sosyallik yaşayabilirim. Ama bütün bunlar canlı kanlı bir bedenle karşılaştığımda yok olur: aklımı kaybederim, daha fazla konuşamam ve yarım saatten sonra yorgun hissederim. İnsanlarla konuşmak uykumu getirir. Sadece ruhanî ve hayalî arkadaşlarım, sadece hayallerimdeki konuşmalar gerçektir ve somut olarak vardır.

gergin

Begonyalara altı ay su vermesen de ölmezler. Katkısız ananas suyu, güneş altında iki sene bozulmadan kalabilir. Leoparlar ve jaguarlar elli yılda bir törenle sevişirler ve bu sevişmeden jeopar adı verilen yavrular doğar. Bir rakı şişesinin kapağını Ay'da açarsan içindeki alkol sonsuza kadar uçmaz. İnsanlar zamanla değişir ve ben görüp görebileceğin en büyük yalancıyım. Söylediklerimi boş ver, konuşamadıklarımı ciddiye al... Yanında huzur içinde susabileceğim bir insan bulabilmek için kenar mahalle kahvelerinde çok on iki-sekiz nöbeti tuttum ben. Beni affetme... Anlama da... Hayatımın özeti, düzeltilemeyecek kadar vahim bir anlatım bozukluğu... Beni daha fazla konuşturma... Ben susayım, sen ağla... Gusül abdesti alabileceğim kadar gözyaşı biriktir benim için... Sonra beraberce çayıma siyanür karıştıralım. Önce göm beni, sonra anla...

gergin

Hayatımın özeti.
Reply

gergin

bir gün dönüp baktığında kimseye birşey olmadığını, sadece kendini yıprattığını, kendini üzdüğünü, herkesin yoluna devam ettiğini görüyorsun. sonuçta kimseye birşey olmuyor ne olursa sana oluyor kimsenin de bundan haberi olmuyor. yıprandığınla, incidiğinle kalıyorsun öyle.

gergin

Sen sustun ben dinledim, sen kırıldın ben öldüm, sen öfkelendin ben yandım. Oysa sadece sevmek istedim. Sevilmek seçeneğini bile gözardı ettim. Sevgim yaralarını sarar, yalnızlığına el uzatır sandım. Suç kimde diye aramıyorum artık. Neden böyle oldu diye sormuyorum. Neden yanımda kalmadın diye düşünmüyorum. Artık adın geçince boğazım düğümlenmiyor. Gülümsüyorum sadece, umarım iyisindir diye umut ediyorum. Sana yazdığım şiirleri artık saklamıyorum hepsini yaktım, sana ait anıları artık hatırlamıyorum hepsini sildim, seni özlediğim için gözyaşı dökmüyorum artık. Kızgınlığım yok, kırgınlığım yok. Hem Tanrı bile istemiyordu bunu biliyorum. Çünkü sen sevginin anlamını bile bilmiyorsun, bu kelimenin yüceliğini tahmin bile edemezsin.

gergin

Ufacık bir sevinçle nasıl havalara uçup minicik bir düşünceyle kendimi nasıl yerden yere vurduğumu anlatamıyorum. Herkesten nasıl kaçmaya çalıştığımı, zaman ve mekandan nasıl koptuğumu, koskoca evrende kendime nasıl yer bulamadığımı anlatacak söz bulamıyorum. İyi bir insan olmak için nasıl tüm ruhumla uğraştığımı ama tüm dünyanın yükünü, suçlarını ve yanlışlarını sırtlanmışçasına her sabah kendimi yataktan çekip çıkardığımı da anlatamıyorum. Kendimi neden hiçbir güzelliğe değer görmediğimi de.
          Bu buz gibi yalnızlık ve kor gibi korkuyu tarif edemiyorum.

gergin

bir tarafım, böceklerinden yıldızlarına kadar kâinatın kalabalığını ve dünyanın dört bucağında kaynaşan insanları burnumun dibinde hissediyor, onlarla beraberim, onların içinde. bir tarafım ise yapayalnız. öylesine yalnız ki bunu, bu hissi ömrümde ilk defa duyuyorum. kederden boğuluyorum bazan. bir tarafım boğuluyor. bir tarafım ama boğuluyor. bunu, bu yalnızlık duygusunu, bu kahrolası kederi yenmem lâzım...