govenia

insanlar yüzyıllar boyu ölümle baş etmeye çalışmış, hazmedememiş. önce ölüyü diriltmeye çalışmışlar, büyü denemişler, ritüel denemişler. sonra kabullenememişler hayaletleri, reenkarneyi, ruhları yaratmışlar ama bir türlü barışamamışlar. şiirler, kitaplar, heykeller, resimler, filmler. sonsuzluğa taşımak için her şeyi denemişler. hafıza ve anılar bile yeterli değil canlı tutabilmek için, veya uykuya kendimizi verip rüyalarda yakalamaya çalıştığımız geceler. ki yaşanabilecek acının en korkutucu olanı ölüm, herkesin hem fikir olup geri dönüşü olmadığını bildiği tek gerçek belki de. elli sene geçse de ufak bir umut serpintisi kalabileceği ya da inanarak hayaller kurabileceğin bir durum değil ya. belki de bencil olunabilip kendine üzülebilmenin en hak görülmüş hali. çünkü biliyoruz ki artık ölüyü değil geride kalanları ilgilendiren bir süreç başlıyor. bir kişinin eksildiği ama kişinin hayatının diğer tüm yaşayanlara yayıldığı bir süreç. önce gömmek, ki içerisindeki en acı verici olan bence. ilk defa tanıştığımız ruh değil de vücutken ilk vedalaşmak zorunda olduğumuz şey de vücut oluyor. soğuk, kaskatı; sıcak anılardan ve canlı bakışlardan eser kalmamış yıllar sonra ilk defa yabancı hissettiğin ve tanıyamadığın et parçası. sonra yas süreci, kabullenmeye çalışma. hissizleştiğin her anda, kafana başka bir şey girdiği anda suçlu hissedip kendini cezalandırmak istediğin bir süreç. çünkü unutabildiğin ve düşünmediğin saniyelerin artmasından korkuyorsun, belki de bir gün hiç hatırlayamamaktan. buna alışmak istemiyorsun.

govenia

son olarak anılarla vedalaşma. anısını yaşatmak istiyorsun, başka insanlar da unutamasın, hep hatırlasın, sadece senin hafızanda değil ulaşabildiğin her kafada yaşasın istiyorsun. eskisi gibi. çünkü insan ya, unutuyor işte. eğer kendine de bu unutmayı hak görmüyorsan bazen paylaşabileceğiniz son şeyi, ölümü düşünüyorsun. belki artık yoktan bir umut kırıntısı yaratmaya çalıştığından, kavuşabilirsiniz diye; belki de unutamadığın için hayattaki her saniyeyi yokluğunun bilinciyle yaşamaya dayanamadığın için. acının ve özlemin bayatlayabildiği gerçeği ne kadar da kötü hissettiriyor seni. doğan bu, karşı koyamayacağın, beyninin seni hayatta tutabilmek için oynadığı bir oyun işte.
Ответить

govenia

insanlar yüzyıllar boyu ölümle baş etmeye çalışmış, hazmedememiş. önce ölüyü diriltmeye çalışmışlar, büyü denemişler, ritüel denemişler. sonra kabullenememişler hayaletleri, reenkarneyi, ruhları yaratmışlar ama bir türlü barışamamışlar. şiirler, kitaplar, heykeller, resimler, filmler. sonsuzluğa taşımak için her şeyi denemişler. hafıza ve anılar bile yeterli değil canlı tutabilmek için, veya uykuya kendimizi verip rüyalarda yakalamaya çalıştığımız geceler. ki yaşanabilecek acının en korkutucu olanı ölüm, herkesin hem fikir olup geri dönüşü olmadığını bildiği tek gerçek belki de. elli sene geçse de ufak bir umut serpintisi kalabileceği ya da inanarak hayaller kurabileceğin bir durum değil ya. belki de bencil olunabilip kendine üzülebilmenin en hak görülmüş hali. çünkü biliyoruz ki artık ölüyü değil geride kalanları ilgilendiren bir süreç başlıyor. bir kişinin eksildiği ama kişinin hayatının diğer tüm yaşayanlara yayıldığı bir süreç. önce gömmek, ki içerisindeki en acı verici olan bence. ilk defa tanıştığımız ruh değil de vücutken ilk vedalaşmak zorunda olduğumuz şey de vücut oluyor. soğuk, kaskatı; sıcak anılardan ve canlı bakışlardan eser kalmamış yıllar sonra ilk defa yabancı hissettiğin ve tanıyamadığın et parçası. sonra yas süreci, kabullenmeye çalışma. hissizleştiğin her anda, kafana başka bir şey girdiği anda suçlu hissedip kendini cezalandırmak istediğin bir süreç. çünkü unutabildiğin ve düşünmediğin saniyelerin artmasından korkuyorsun, belki de bir gün hiç hatırlayamamaktan. buna alışmak istemiyorsun.

govenia

son olarak anılarla vedalaşma. anısını yaşatmak istiyorsun, başka insanlar da unutamasın, hep hatırlasın, sadece senin hafızanda değil ulaşabildiğin her kafada yaşasın istiyorsun. eskisi gibi. çünkü insan ya, unutuyor işte. eğer kendine de bu unutmayı hak görmüyorsan bazen paylaşabileceğiniz son şeyi, ölümü düşünüyorsun. belki artık yoktan bir umut kırıntısı yaratmaya çalıştığından, kavuşabilirsiniz diye; belki de unutamadığın için hayattaki her saniyeyi yokluğunun bilinciyle yaşamaya dayanamadığın için. acının ve özlemin bayatlayabildiği gerçeği ne kadar da kötü hissettiriyor seni. doğan bu, karşı koyamayacağın, beyninin seni hayatta tutabilmek için oynadığı bir oyun işte.
Ответить

govenia

23 şubat. miço. bebeğim.

govenia

seni çok özleyeceğim özlüyorum da
Ответить

govenia

ellerin üşümesin diye tüm eldivenlerimi sana vermiştim

govenia

fotoğraflarımız çok şey söylüyor
Ответить

govenia

o kadar yalnız hissettiren bir gün ki. mete’nin annesinin mete’ye bugün için hediye aldığını görünce çok garip hissettim. ben de anneme hediye almıştım, bugün eve geldiğinde çorap bile olsa elinde bir şey görmek istemiştim. o da yoktu. küçükken onu yanımda istediğimde o zaman da yoktu. falan.

govenia

aralık soğuk sıcaklığına ihtiyacım var
          sarı lülelerinin göğsümü ısıttığı
          elimin tişörtünün içinde yer ettiği yağmurlu bir temmuz gecesi gibi
          hiç unutmayacağım bir gök gürleme sesi
          onu tekrar duyabilecekmişim gibi arıyorum
          kendime nasıl kızıyorum 
          beni nasıl kandırıyorsun 
          yalancı dokunuşların var ya 
          bende arandığın
          seni nasıl sarmaladığım
          seni nasıl yaşadığım
          dudaklarından dökülen inlemeler
          beni sevdiğini söylüyordu ya
          kendime nasıl kızıyorum 
          sana nasıl kızıyorum
          ben senin geçmişini gördüm 
          geleceğini gördüm
          kocaman siyah göz bebeklerinde
          yeşil çeperinde kendime yer gördüm
          nasıl kızıyorum
          seni kendime nasıl hak gördüm