govenia

acı mıhlanıp bir kalpte durmasın

govenia

her şeye rağmen bardakta ucuz waffle yemek veya kargalara patates kızartması dağıtmak veya her gün merdivenin başında öpüşmek fena değildi
          sanki

govenia

ve her şeyden önceki rutinlerimizi de seviyordum 
            seyyardan beraber aldığımız peluş kuzu gibi
            ve seni hiç önemsemediğimi söyledin ama fotoğraflarımıza baktığımda ellerindekiler hep benim eldivenlerimdi
Reply

govenia

kendime ket vurup duruyorum ve sürekli birkaç soruda dolanıp duruyorum. gerçekten bir şeyler o kadar derin olmayabilir mi? veya gerçekten var olan sınırlamalar bizi korumak için mi? bu sınırlar olmadan nereye kadar var olabilirim? bunları söylerken yasalardan falan bahsetmiyorum dümdüz insanın kendini korumak için oluşturduğu iç yasalardan bahsediyorum. iletişim sınırları, düşünce sınırları, sorgulama sınırları, empati sınırları. ve ben bu sınırlara bürünmüş haldeyim uzun zamandır. hiç olmadığım kadar da rahat hissediyorum. aynı anda hiç bu kadar huzurlu ve aynı zamanda tutsak hissettiğim bir dönemi yaşamadım. evet iyiyim ama bomboşum. eskisi kadar cesur değilim, bilgiye aç değilim, yeniliklere açık değilim, deneyecek kadar merak içerisinde değilim. özgür değilim. konuşurken eskisi kadar heyecanlı bile değilim. hevesli de değilim. merak ettiğim bu iki durum arasında bir denge olup olmadığı, yoksa gerçekten sürekli birini feda ettiğin bir git gel mi bu? bilmediğim şeylerden korkarken şu an öğreneceğim şeylerden korkuyorum mesela. büyümenin etkisi gibi bir şey olmalı bu üç maymuna dönüşmek. düzenin içerisinde varolmak için. dahil olabilmek için. bana zarar verdiğini düşündüğüm için empatik olmayı da bıraktım mesela ama düşündüğünde ufak bir bütünleşme pratiği gibi. var olan diğer her şeyle. ve bencilliği birincil kılan bu düzendense belki de her şeyle empati kurmak gerçek uyumu sağlayan şeydir. kendini başka herhangi bir yerde herhangi bir şey bir kişi bir parça olarak düşünmek çünkü zaten hepimiz birbirimizin bir parçasıyız ya. bütün olduğunu ve bu bütünde herkesle denk bir parça olduğunu kabul etmek zor olan. hepimiz özel ve eşsiz hissetmek istiyoruz. öyle miyiz de emin değilim işte. değer ve anlam kılma konusunda çok karışık hissediyorum. o kadar derin mi bilmiyorum ama hiçten ibaret olmadığı da kesin. sonra bu kadar düşünüp diyorum ki aman nehir neyse ne işte sadece iyi hissetmene bak. ve sonra aynı boş kendini tekrarlayan döngü.
          
          6.39 am july 9

govenia

insanlar yüzyıllar boyu ölümle baş etmeye çalışmış, hazmedememiş. önce ölüyü diriltmeye çalışmışlar, büyü denemişler, ritüel denemişler. sonra kabullenememişler hayaletleri, reenkarneyi, ruhları yaratmışlar ama bir türlü barışamamışlar. şiirler, kitaplar, heykeller, resimler, filmler. sonsuzluğa taşımak için her şeyi denemişler. hafıza ve anılar bile yeterli değil canlı tutabilmek için, veya uykuya kendimizi verip rüyalarda yakalamaya çalıştığımız geceler. ki yaşanabilecek acının en korkutucu olanı ölüm, herkesin hem fikir olup geri dönüşü olmadığını bildiği tek gerçek belki de. elli sene geçse de ufak bir umut serpintisi kalabileceği ya da inanarak hayaller kurabileceğin bir durum değil ya. belki de bencil olunabilip kendine üzülebilmenin en hak görülmüş hali. çünkü biliyoruz ki artık ölüyü değil geride kalanları ilgilendiren bir süreç başlıyor. bir kişinin eksildiği ama kişinin hayatının diğer tüm yaşayanlara yayıldığı bir süreç. önce gömmek, ki içerisindeki en acı verici olan bence. ilk defa tanıştığımız ruh değil de vücutken ilk vedalaşmak zorunda olduğumuz şey de vücut oluyor. soğuk, kaskatı; sıcak anılardan ve canlı bakışlardan eser kalmamış yıllar sonra ilk defa yabancı hissettiğin ve tanıyamadığın et parçası. sonra yas süreci, kabullenmeye çalışma. hissizleştiğin her anda, kafana başka bir şey girdiği anda suçlu hissedip kendini cezalandırmak istediğin bir süreç. çünkü unutabildiğin ve düşünmediğin saniyelerin artmasından korkuyorsun, belki de bir gün hiç hatırlayamamaktan. buna alışmak istemiyorsun.

govenia

24 şubat 2026
Reply

govenia

son olarak anılarla vedalaşma. anısını yaşatmak istiyorsun, başka insanlar da unutamasın, hep hatırlasın, sadece senin hafızanda değil ulaşabildiğin her kafada yaşasın istiyorsun. eskisi gibi. çünkü insan ya, unutuyor işte. eğer kendine de bu unutmayı hak görmüyorsan bazen paylaşabileceğiniz son şeyi, ölümü düşünüyorsun. belki artık yoktan bir umut kırıntısı yaratmaya çalıştığından, kavuşabilirsiniz diye; belki de unutamadığın için hayattaki her saniyeyi yokluğunun bilinciyle yaşamaya dayanamadığın için. acının ve özlemin bayatlayabildiği gerçeği ne kadar da kötü hissettiriyor seni. doğan bu, karşı koyamayacağın, beyninin seni hayatta tutabilmek için oynadığı bir oyun işte.
Reply

govenia

salyangoz ve tırtılın birbirini öptüğü fotoğrafı attım sana çünkü bir salyangoz kadar tüketip olduğun yerde büyüyüp yavaş ilerlemeye devam edeceksin ve ben, sen ilerlerken yeterli gücümü bulduğumda uzaklaşıp uçup gideceğim

govenia

o kadar yalnız hissettiren bir gün ki. mete’nin annesinin mete’ye bugün için hediye aldığını görünce çok garip hissettim. ben de anneme hediye almıştım, bugün eve geldiğinde çorap bile olsa elinde bir şey görmek istemiştim. o da yoktu. küçükken onu yanımda istediğimde o zaman da yoktu. falan.