Onu ilk gördüğümde kalbim sanki bir an durdu, sonra yeniden atmaya başladı ama bu sefer onun için…
Nasıl tarif edilir bilmiyorum; gülüşü bir bahar sabahı gibi içimi ısıttı. Öyle doğal, öyle içten... Sanki dünyanın bütün karanlıkları bir anda silindi.
İlk konuşmamızda ellerim titriyordu. Kalbim hızlı çarpmasın diye kendime telkinler verdim ama nafile… Çünkü onun sesi, zihnimde en güzel melodilere karıştı.
Ve sonra fark ettim ki… Ben ona bakarken zaman duruyor. Herkes yok oluyor, sadece o kalıyor. Sanki göz göze geldiğimiz her saniyede içimden bir şiir yazılıyor.
Onunla güldüğümde dünya daha yaşanır bir yer oluyor. Omzuna başımı koyduğumda her şey tamamlanıyor.
Ben onu öyle sevdim ki… Sessizce, sakince ama derin bir yerden. Onun haberi bile olmadan bazen, dualarımda adını anarak…
Aşık oldum, evet. Hem de öyle usulca değil… Gözlerine düşen her ışıltıya, ellerini saçlarının arasından geçirirkenki o dalgın haline, sesiyle uyanmak istediğim her sabaha...
Ben onu, kendimi unuturcasına, ama kendimi onda bulurcasına sevdim.