Oyunbozan 20. Bölüm kesiti efenim çünkü bir türlü bölümü bitiremiyorum:
—
Midemle ağzımı oyalamak arasında gidip gelirken aklımı çok oyalayamamışım ki kulağımdaki vesveseyi susturamadım. “Dorukcuğum, canım. Bir şey sorabilir miyim sana?” Bu sefer şirinliği garsona değil de Doruk’a yaptım ki bence gayet iyi iş çıkarıyordum. “Konuyu sen açtın tamamen.”
Doruk bir ilerimizdeki masadaki kızlarla bakışmayı ve sadece gözleriyle sunduğu aşk kelimelerini bir anlığına da olsa bırakıp bana döndü. “Seri sor bak kızlar seninle olduğumu sanacak.”
“Tövbe tövbe.” Biraz ileri eğilip gözlerimi kocaman açtım. Doruk’u böyle aklı havada yakalamışken bırakamazdım, fakat soracağım cevaba vereceği en ufak bir mikro ifade bile bana tam burada kalp krizi geçirtebilirdi. Bilmem gerekiyordu. Bilmezsem kafamda on kat beterini kurgulayacak, yazacak, oynayacak ve yönetecektim. Huyum kurusun derdim ama Kaya kurusun huyum yerine.
“Kaya ve Leyla’nın arasında bir şey var mı?” diye sormamla Doruk’un yediği her şey -şarap, et, genç kız cilveleri- bir anda boğazına takılır gibi oldu. Ben tam yönetmenlik koltuğuna oturup kafamdaki acıklı filmi çekmeye başlamıştım ki son anda toparladı. Gerizekalı antrikot uğruna ölecekti az kalsın.
“Affedersin,” dedi kibar kibar ağzını silerken, ben de aynı durumdan muzdarip olmamak için su bardağıma yöneldim. “Yani şu anki durumlarını soruyorsan hayır, bir şey yok bildiğim kadarıyla.”
Şu an mı dedi o? Şu an.
Eskiden var mıydı?