bugün altı mayıs ve ben sana geldim. senin gelmenin mümkün olmadığını bilerekten. keşke diyorum, keşke elime bir kağıt bir de kalem tutuştursalar ve deseler ki yaz onu. unutturma. Sevgili Canım, ben seni unutuyorum. ve bundan da çok korkuyorum. korkum o kadar ağır ki daha da unutuyorum. ben en çok mayıstan nefret ediyorum.
bugün altı mayıs ve ben sana geldim. senin gelmenin mümkün olmadığını bilerekten. keşke diyorum, keşke elime bir kağıt bir de kalem tutuştursalar ve deseler ki yaz onu. unutturma. Sevgili Canım, ben seni unutuyorum. ve bundan da çok korkuyorum. korkum o kadar ağır ki daha da unutuyorum. ben en çok mayıstan nefret ediyorum.
Yaşamaya çalışmak zorunda değilsin, ölecek cesaretin varsa eğer, umut tükenmişse ve yapılacak bir şeyler yoksa belki de ölmeli insan. Arkasından hiç çabalamadı diyenlere inat ne kadar çabaladığını bilerekten
Ben senden beş gün sonra doğmuşum. Belki de senin dilinde farklı bir diyiş şekliydi bu da. Senin karşına çıkacak sorunlarla önce ben yüzleşeceğim ve seni koruyacağım. Ama sen artık yoksun. Ve ben ne yapacağımı bilemiyorum Sevgili Canım, kayboluyorum ve beni bulup silkeleyecek, kötü düşündüğüm için azarlayacak birisi yok. Bu beni yavaş yavaş öldürüyor. Neden gittin?
On gün sonra benim için özel olan birinin doğum günü. O doğum günlerinden nefret ediyor. O her şeyden nefret ediyor. Bu da onun yaşamak için çabalama biçimi. Ve benim yaşamak için nedenim.
Bir gün duyurmak için çabaladığım sesimi susturacağım ve o zaman da neden sessiz olduğumu soracaklar, beni buna itenin onlar olduğunu bildikleri halde.