iamreyova

“Bugün, biraz daha kötüsün anne.
          	
          	Sol gözünün altında oluşan o küçük kırışıklıklara sıçramış siyahın. Gülünce bile kötüsün...
          	
          	Ağlarken ise, siyahların akıyor; katranı kalıyor yüzünün...”
          	
          	
          	
          	Ölüme Fısıldayan Adam

iamreyova

“Bugün, biraz daha kötüsün anne.
          
          Sol gözünün altında oluşan o küçük kırışıklıklara sıçramış siyahın. Gülünce bile kötüsün...
          
          Ağlarken ise, siyahların akıyor; katranı kalıyor yüzünün...”
          
          
          
          Ölüme Fısıldayan Adam

iamreyova

Özgür, utandırma beni!”
          
          “Utanma.”
          
          “Utandım.”
          
          “Balıklar utanmaz.”
          
          “Kim demiş... Utandım işte.”
          
          “Utan. Her şeyi gördüm.”
          
          “Özgür!”
          
          “Yalan söyledim.”
          
          “Eminim öyledir...”
          
          “Değil zaten. Gördüm.”
          
          “Tamam, susar mısın artık?”
          

iamreyova

Öyle mi?”
          
          “Öyle.”
          
          “Keşke birlikte delirsek.”
          
          “Keşke birlikte yitirsek...”
          
          “Neyi?” “Bilmem.” “Özgür?” “Bir şeyleri...” “Hangi şeyleri?”
          
          “Sevişelim mi bu gece? Renklerle. Gökkuşağını göstereceğim sana.”
          
          “Neyi yitireceğiz peki bunu yaparsak?”
          
          “Kendi renklerimizi. Bütün renkleri gökkuşağına bağışlayacağız ve...”
          
          “Ve... ve Özgür?”
          
          “...sonsuza kadar tek renkte birlikte yaşayacağız.”