sefaletin elleri ayakları vardı
bize içirdiği katran karası çayları vardı. bizi o kollardı kötülükten acıdan sadece o korurdu kötü ruhlu hayından kış geceleri tülsüz pencerelerimiz vardı kırık camdan içeri soğuk rüzgar damlardı. korkmazdık ne soğuktan, ne açlıktan, parasızlıktan korkmazdık hastalıktan
korktuğumuz kadar yalancıdan, namussuzdan, hayından kapımızı kimse açmazdı, Allahtan açılacak bir kapımız vardı. tahtaydı boyası yer yer atmış, menteşesi sökülmüş kalmış
bakkal amca yollardı kimi zaman çırağı borç için gelse bile birinin kapıya vurması halen yaşayan birilerinin olduğunu hatırlatırdı.
halen yaşamak için azmetmiş birilerinin...