ihanetinizleri
sustum, çünkü her bağırdığımda yankım bile beni terk etti. her sabah aynı sızının o tanıdık ağırlığıyla uyandım, kendi enkazımı her defasında çıplak ellerimle topladım. meğer kapanmıyormuş o derin izler, sadece insan sızısıyla yürümeyi, o boşlukla nefes almayı öğreniyormuş. elimde kalan bir avuç cam kırığıyla, canım yana yana ama bu kez başım dik yürüyorum bu karanlık yolda. çünkü biliyorum ki beni yıkmayan o yangın artık sadece önümü aydınlatıyor.
ihanetinizleri
artık her adımda daha az sendeleyip daha fazla hatırlıyorum. içimdeki o çocuk her düştüğünde dizlerini değil, hayallerini kanatmış meğer. oysa ben kapansın istedikçe daha da derinleşen o yaralar, aslında ruhumun sızdığı değil, ışığın içeri girdiği çatlaklarmış. şimdi o kanayan yerlerden yavaş yavaş eksilip, yerine hiç tanımadığım bir güçle doluyorum. çünkü biliyorum ki, en ağır yaralar ancak onları sevmeyi öğrendiğinde dikiş tutuyor.
•
Reply