ihanetinizleri

ne bileyim, garip bir özlem sardı bedenimi. geçen yılları mı, anıları mı, hayalleri mi özlüyorum diye düşünürken buluyorum kendimi. aslında hepsini özlüyorum. bütün anılarımın içinde sen varsın prensesim. seni arıyor gözlerim. bugün kaldırımda yürürken evinin önünde durdum, bir süre baktım. o an anılar bir bir canlandı gözümde. ben seni çok özlemişim güzel kızım.

ihanetinizleri

kokuna hasret, sesine muhtaç kalmışım. özlüyorum. bir sokakta, bir mahalle arasında çık karşıma. hiçbir şey deme, sadece sarıl bana. istiyorum, seni geri istiyorum. tanrıdan bir dileğim var, o da seni bana versin prenses. yıldız gibi parlamaya devam et. sen parla ki, ben ışıltılı yıldıza bakıp seni bulayım.
Contestar

ihanetinizleri

ne bileyim, garip bir özlem sardı bedenimi. geçen yılları mı, anıları mı, hayalleri mi özlüyorum diye düşünürken buluyorum kendimi. aslında hepsini özlüyorum. bütün anılarımın içinde sen varsın prensesim. seni arıyor gözlerim. bugün kaldırımda yürürken evinin önünde durdum, bir süre baktım. o an anılar bir bir canlandı gözümde. ben seni çok özlemişim güzel kızım.

ihanetinizleri

kokuna hasret, sesine muhtaç kalmışım. özlüyorum. bir sokakta, bir mahalle arasında çık karşıma. hiçbir şey deme, sadece sarıl bana. istiyorum, seni geri istiyorum. tanrıdan bir dileğim var, o da seni bana versin prenses. yıldız gibi parlamaya devam et. sen parla ki, ben ışıltılı yıldıza bakıp seni bulayım.
Contestar

ihanetinizleri

yoruldum çiçeğim, bazı şeyler çok acı veriyor. susup konuşamamak, bağırmak isteyip içine atmak, ağlamak isteyip sahte gülüş sergilemek yordu beni.

ihanetinizleri

tanrım ne olurdu bir kez ellerimden tutsaydın, yine haddimi aştım. affına sığınıyorum, affet.
Contestar

ihanetinizleri

mutlu olacağım diyorum. oysa karşıma çıkan engeller bir bir yolumu kapatıyor. her şeye inat yüzümdeki tebessümü yok etmeyeceğim diyorum, geceleri tek kalınca ellerimi yüzüme bastırıp ağlıyorum.
Contestar

ihanetinizleri

gitmek istiyorum. çocukluğumdan, geçmişimden, korkularımdan, aile bildiğim insanlardan, ev diye büyütüldüğüm mezardan. gitmek istiyorum çiçeğim. acısız, mutlu, huzurlu bir hayat istiyorum. 

ihanetinizleri

kalbim sızlamasın, canım yanmasın istiyorum. sanırım ben yine çok şey istiyorum. tanrı bu yüzden elimi tutmuyor.
Contestar

ihanetinizleri

kırık dökük bir evde mutlu olmayı bekleme çiçeğim, çok yıprandın. bazen ağladın, bazen güldün, bazen hissizleştin ama en kötüsü ne biliyor musun, yok sayılmak.

ihanetinizleri

kendi evinde, kendi ailenin içinde defalarca kez yok sayıldın. hep sustun. geçer dedin, geçmedi. bu zorlu sınav bitmeyecek. inan bu yaranın izi hep taze kalacak. özür dilerim çiçeğim ama onlar değişmeyecek.
Contestar

ihanetinizleri

baba denen o koca çınar, gölgesinde bizi soluksuz bırakan en ağır karanlıkmış. sırtını yaslayıp dünyayı arkana alacağın o ilk duvar, ilk darbede senin üzerine yıkılıyormuş. dışarıdan baksan her fırtınayı atlatmış o bildik, eyvallahsız duruş ama içeride o sert ses her yükseldiğinde bir köşede savunmasızca büzüşen o çocuk saklı. 

ihanetinizleri

elalem canını yaksa söküp atarsın da, babanın açtığı yarayı ömür boyu madalya gibi göğsünde taşımak zorunda kalıyorsun. ne iyileşiyor, ne de saklanabiliyor. demem o ki, baba sen hiç babam olmadın, olamadın. belki de olmak istemedin.
Contestar

ihanetinizleri

ev dediğin o dört duvar, ilk çocukluk fotoğraflarında kalan zoraki bir gülüşten ibaretmiş. insanın en büyük gurbeti, sırtını yasladığı o ilk duvarın üzerine yıkılmasıyla başlarmış. yabancı vursa geçerdi de, anne denen o ilk sığınakta aldığın darbenin izi ömür boyu göğsünde kalıyor. 

ihanetinizleri

dışarıdan baksan her şeye eyvallah deyip geçen o mağrur duruş ama içeride kan bağından zincirlerle o enkazın altında bırakılmış bir çocuk saklı. biz o evden sağ çıktık çıkmasına da, çocukluğumuzu o kavgaların arasında, bir daha hiç uyanmamak üzere kurban verdik.
Contestar

ihanetinizleri

dayan dedi bana. dayan. nereye kadar dayanacağımı bilmiyordum. nefes aldığımı hissetmiyorum. yaşıyorum sadece. onların istediği şekilde, istediği yerde. 

ihanetinizleri

benim istediğim şekilde değil. en acısı da yaşadığım hayat benim değildi. hiçbir zaman olmamıştı. ben istediğim gibi yaşamadım, yaşayamadım. 
Contestar

ihanetinizleri

çocukken dizindeki yarayı üfleyince geçeceğine inanmak ne büyük bir lükstü. büyüdükçe insan anlıyor. o zamanlar düşüp kanattığın yerler iyileşiyor da, birinin bakışıyla ya da bir sözün yokluğuyla açılan o derin boşluklar hiç kapanmıyor. 

ihanetinizleri

ruhumun bir yerinde hâlâ o akşam vaktini bekleyen, kapı sesini sayan, sevildiğinden emin olmak için gözlerinin içine bakan o çocuk duruyor.
Contestar