ihanetinizleri

içtiğim sigaraya adını yazdım. çok az kaldı, nerdeyse unutacağım. tükeniyorsun küfür dolu dudaklarımda.

ihanetinizleri

bir başkasına sarıldığını gördüm. bu benden gitmiş olmandan çok daha acı bir şeydi. o an, acıdan kalbimi hissetmediğimi düşündüm. anlayamazsın.
Reply

ihanetinizleri

bir gün iyileşiyor gibi hissediyorum, ertesi gün yeniden karanlığa düşüyorum. sonu olmayan bir döngü gibi. eskiden her şeye tutkuyla sarılır ve bir şekilde mutlu olmaya çalışıyordum. şimdi kendimi uzun zaman önce kaybetmiş gibiyim.

ihanetinizleri

ne heyecan, ne heves, ne uyku düzeni, ne de eski neşem kaldı. akıp giden bir hayat var, ben sadece izliyorum.
Reply

ihanetinizleri

yerin seni çektiği kadar ağırsın, kanatların çırpındığı kadar hafif. kalbinin attığı kadar canlısın, gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç. sevdiklerin kadar iyisin, nefret ettiklerin kadar kötü. ne renk olursa olsun kaşın gözün, karşındakinin gördüğüdür rengin. yaşadıklarını kar sayma. yaşadığın kadar yakınsın sonuna. 

ihanetinizleri

işte budur hayat. işte budur yaşamak. bunu hatırladığın kadar yaşarsın. bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun. çiçek sulandığı kadar güzeldir, kuşlar ötebildiği kadar sevimli. bebek ağladığı kadar bebektir ve her şeyi öğrendiğin kadar bilirsin. bunu da öğren. sevdiğin kadar sevilirsin. 
Reply

ihanetinizleri

unutma yağmurun yağdığı kadar ıslaksın, güneşin seni ısıttığı kadar sıcak. kendini yalnız hissettiğin kadar yalnızsın ve güçlü hissettiğin kadar güçlü. kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin. 
Reply

ihanetinizleri

sevdiğin kadar sevileceksin. güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın. bir gün yalan söyleyeceksen eğer bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın. ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın. 
Reply

ihanetinizleri

bazen ah diyorum durmadan. şimdi ben ahlatın başında, otuz iki yaşımda. ahlar ağacı gibi. rengarenk çaputlar bağladım yıllarca dallarıma. mavi, mor, kırmızı ve yeşil, istedim, hep istedim. sen iste derdim, iste yeter ki vereyim. her istediğimi verdim. arttım, fazlalaştım, eksikli yaşamaktan. ahlar ağacıyım, gibisi fazla. başka bir şey istemem. artık beyazlaşan üç beş tel saçıma. hesabımı tam vermekten başka.

ihanetinizleri

vasiyetimdir. dalgınlığınıza gelmek istiyorum ve kaybolmak o dalgınlıkta.
Reply

ihanetinizleri

artık seninle olmak istemiyorum, beni sevmeni istemiyorum. sadece yürüdüğün yollarda gördüğün insanlardan herhangi biri beni hatırlatsın sana. birbirimize ait olmak istemiyorum, sadece birlikteyken dinlediğimiz şarkıları gittiğin her yerde duy istiyorum. duy ki, başını yere ey. duy ki kalabalığın arasından sızıp bir köşede bunun için üzül. beni sar istemiyorum, bana gel istemiyorum. sadece neler kaybettiğini anlamanı istiyorum. 

ihanetinizleri

bitti, geçti, artık uzaktan bak bana. nasıl toparlandığımı gör, gülüşlerimi izle. izle ki senin için imkânsız olduğumu hatırla.
Reply

ihanetinizleri

beni öpmeni istemiyorum, sesini duymak istemiyorum. sadece bir gün kesişirse yollarımız, bana yeniden sevmeyi öğreten insanın kollarındayken gülümsediğimi gör istiyorum. ben unuttum ve senin unutmanı istemiyorum. unutmak için hangi yolu denesen de o unutamadığın kişi olmak istiyorum. çünkü ben ağlarken sen gülümsüyordun, çünkü aşk bittiğinde kalbimde açtığın yaraları umursamıyordun.
Reply

ihanetinizleri

çocukluğumdan beri başkaları gibi olmadım. dünyayı diğerlerinin gördüğü gibi görmedim. tutkularımı ve kederimi, onlarla ortak bir kaynaktan almadım. yüreğim uyanmadı başkalarının sevinç duyduğu seslerde ve sevdiğim her şeyi, yalnız sevdim.

ihanetinizleri

ah ıngeborg, ben kor yuttum. içimdeki her şey yandı. içimde yanacak bir şeyler daha var mıdır ıngeborg? daha fazla acı çekemem. acı çekecek yerlerimi o kor yuttu.

ihanetinizleri

sen nasılsın? sen şimdi,"duvarın arkasında" nasılsın? bense,"hâlâ duymaktayım soluğunu, bir de hançer gibi sapladığın o sözcüğü."
Reply

ihanetinizleri

işte bu ellerimle yalnızım bu inanmazsan bak. bu saçlarımla bu iyi giyimlerimle paralarımla. sen varsın ya sen çoğu kez yetmiyorsun. uzakta mısın sen misin söylemiyorsun. bakışın mı eksik, dudakların mı anlamıyorum. o adamlar geliyor aklıma karanlık iri yarı. o gemiler ipleri, yelkenleri, dümenleri dökük. unuttuğum kırlangıç kuşları, kırık bardaklar bir ahşap evde, taşlıkta yaz günleri bilmesem. bir testiden soğuk soğuk sular sızdığını bilmesem güç dayanırım.

ihanetinizleri

bu durum tek başıma beni suçlandırıyor. işte gör sabah akşam başucumdayım. bakın bu ikide birde bozulan güneş. bu durup dururken sokan yılan. bu kırık bardaklar çöplüklerde aşkın, şiirin, ölümün en kolayına gitmek. caddeleri sevmediğim kadınlarda yitirdiğim. biliyorum sebebini bir bir biliyorum. öyle kolay kendisi kurtulması, söylemesi öyle kolay. kolaylığından sıkılıyorum. kurtulmak elimden gelmiyor.
Reply