"Korel," dedim elimi kalbime götürerek. "Çok acıyor."
Korel'in kolları sanki daha fazlası olabilirmiş gibi bedenime dolanırken "Ben o acıyı geçireceğim," diye fısıldadı. " Ben gerekirse acını senden alıp kendime katacağım ama canının acımasına izin vermeyeceğim."
"Çok ağır," diye fısıldadığımda zihnimin bulanıklaşmaya başladığını hissettim. "O kadar ağır ki kaldıramıyorum."
"Sana söylemiştim; Çok ağır, kaldıramazsın demiştim," dedi Korel. Haklıydı. Ruhum bu kadarını kaldıramıyordu. Zihnim kapkaranlık bir ormanın içine girip yok olmaya başladığı sırada Korel kulağıma eğilip, "Olsun, ben senin kaldırmadığın acıyı da taşırım," dedi; son duyduğum cümlesi buydu, acıma merhem sürdü ve karanlık beni içine hapsederken, kolları beni bir an olsun bırakmadı.