ilayda1521

İskandinav ve Mısır mitolojisinden bıktım  ben arkeolog olmak isterdim o heves de kalmadı 

ilayda1521

@PonineMockingjay   sorma  ne haldeyim vallahi gelip burayı   dadanıyorum yani ne yapsam bilmiyorum bazen kafam çok dolu oluyor benim sevdiğim tek meslek o değil ki bir  çok meslek var  artık Allah'a şükür Edwardı yazmıyorum taht savaşıları.başlardı yoksa beyinim de aslında benim tek sevdiğim kötüm de o zaten  Johnny Depp aynı yani  
Reply

PonineMockingjay

@ilayda1521 Haydaaa, kız sen hangi kurguyu yazsan yaşayıp bitiriyorsun
Reply

ilayda1521

Hayır memlekete çöl kadar sıcak olmaya başlayınca beynim de bir şeyler eror veriyor tabi bir de bu it desem hayvana  hakaret Allah belanı versin Zahran ( roman) ıyy 
Reply

ilayda1521

İskandinav ve Mısır mitolojisinden bıktım  ben arkeolog olmak isterdim o heves de kalmadı 

ilayda1521

@PonineMockingjay   sorma  ne haldeyim vallahi gelip burayı   dadanıyorum yani ne yapsam bilmiyorum bazen kafam çok dolu oluyor benim sevdiğim tek meslek o değil ki bir  çok meslek var  artık Allah'a şükür Edwardı yazmıyorum taht savaşıları.başlardı yoksa beyinim de aslında benim tek sevdiğim kötüm de o zaten  Johnny Depp aynı yani  
Reply

PonineMockingjay

@ilayda1521 Haydaaa, kız sen hangi kurguyu yazsan yaşayıp bitiriyorsun
Reply

ilayda1521

Hayır memlekete çöl kadar sıcak olmaya başlayınca beynim de bir şeyler eror veriyor tabi bir de bu it desem hayvana  hakaret Allah belanı versin Zahran ( roman) ıyy 
Reply

ilayda1521

Kolları iki yana gerilmiş, paslı halkalardan sarkan kalın, uzun zincirlerle duvara kelepçelenmişti. Başının her eğilişinde öne düşen sık kıvırcık saçları, bir peçe gibi yüzünü örtüyor, altındaki çaresizliği ve öfkeyi gizliyordu. Karşısında ise tam bir tezatlık hüküm sürüyordu.
          
          
           Kulak hizasındaki düz siyah saçları, kemikli ve sert yüz hatlarını çerçeveleyen esmer bir adam, adeta bir tahtı andıran heybetli koltuğunda oturuyordu. Kuyu gibi derin, simsiyah gözleri, avını izleyen bir yırtıcı sabrıyla genç kıza kilitlenmişti. Üzerindeki sabahlığın önü alabildiğine açıktı; altından görünen esmer göğüs kasları, altındaki kumaş pantolonun resmiyetiyle tekinsiz bir tezat oluşturuyordu.
          
          
          
          Edward, parmağındaki ağır mühür yüzüğü elinde tuttuğu gümüş kadehe ritmik bir şekilde üç kez vurdu. Çınlayan metalik ses, zindanın taş duvarlarında yankılandı. Gövdesini hafifçe öne doğru eğerek, sesine zehirli bir kadife tonu verdi:
          "Sevgili Alara..." dedi, gözlerini kırpmadan. "Benim güzel eşim... Şimdi anlat bakalım, Milena nerede?"
          
          
          Alara, öfkeyle kasılan bedeninde o tanıdık, kavurucu gücü aradı. Damarlarındaki ateşi harlamak, bu zindanı Edward’ın başına yıkmak istedi ama bileklerini sıkan tılsımlı zincirler büyüsünü bir kement gibi boğuyor, her hamlesinde etini yakıyordu. Ansızın, zindanın kasvetli havasını yırtan bir kahkaha patlattı Alara. Başını geriye doğru savurduğunda, yüzünü kapatan o gür kıvırcık saçlar darmadağın oldu ve meydan okuyan çehresi ortaya çıktı.
          
          
          "Ben senin eşin değilim!" diye haykırdı, kahkahası bıçak gibi kesilirken. Gözlerindeki nefret kor gibi parlıyordu. "Milena öldü! Bunu artık o hastalıklı zihnine kabul ettir, Edward!"
          
          
          
          Genç kızın yüzündeki o hırçın ifade bir anlığına dondu. Bakışları, karşısındaki adamın dipsiz gözlerine kenetlenirken geçmişin hayaletleri zihninden geçti. "Bir zamanlar..." dedi sesi fısıltıya dönerken, "Seni bu karanlıktan kurtuluşum sanardım. Oysa sen benim en büyük cezamsın, büyücü."
          
          
          
          

ilayda1521

Edward’ın yüzünde en ufak bir kas bile titremedi. Ağır, aheste adımlarla tahtından kalktı. Her bir adımı, Alara’nın ölüm fermanı gibi taş zeminde çınlıyordu. Genç kızın önünde diz çöktü. Eli, bir yılan gibi hırsla uzanarak Alara’nın çenesini sertçe kavradı. Parmakları kemiğe gömülürcesine sıkıyordu.
            
            
            
            "Çok yazık..." diye mırıldandı Edward, yüzünü Alara’nın yüzüne yaklaştırarak. "Güven ne acı bir şey değil mi, miniğim? Bir cam gibi... Tek bir darbeyle un ufak olabiliyor. Karşımda duran bu yüz onun yüzü, bu ses onun sesi... Ama ruhun ona ait değil."
            Edward daha da yaklaştı; öfkeyle soluduğu sıcak nefesi Alara’nın tenini bir alev gibi yaktı. Gözlerindeki kuyu, tüm krallığı yutacak bir yangına teslim olmuştu.
            
            
            
            "Ne olursa olsun!" diye bağırdı Edward, sesi duvarları titretirken. "Gerekirse tüm krallığı ateşe verir, küle çeviririm ama yine de ondan vazgeçmem! Duydun mu beni?!"
            
            
            Hıncını alamamış gibi, Alara’nın çenesini hızla yana doğru fırlatır gibi bıraktı. Genç kızın başı aldığı darbenin şiddetiyle yana savruldu. Kemiklerine kadar işleyen keskin bir ağrı çenesinden boynuna doğru yayıldı, dişlerini sıktı.
            
            
            
            Başını yavaşça doğrultan Alara, ağzına dolan kan tadına rağmen acı bir tebessümle ona baktı. "Milena sana ait değil," dedi, her kelimenin üzerine basarak. "Hiçbir zaman da olmadı. O, Dinar’ı... Senin o öz kardeşini seviyordu. Bu hikayede gölge olan her zaman sendin Edward. Ve bir gün, o ait olduğun karanlığa tamamen gömüleceksin."
            
            
            
            Edward, kızın sözlerindeki zehre meydan okur gibi hafifçe gülümsedi. Arkasını döndü ve zindanın yüksek, dar penceresine doğru birkaç adım attı. Dışarıdaki karanlığa bakarken sesi buz gibiydi:
            "Karanlık iyidir, Alara..." dedi, gözleri geceyle birleşirken. "Kusurları gizler."
            
            
            
            Edward ve Alara benim  ilk karakterlerimdir
            Onları seviyorum 
Reply

ilayda1521

Hiç unutmam İngilizce  öğretmenliği okuyan bir tane kız vardı   yabancı kurguları çevirirdi Stephen strange olan ilk hayran kurumu okumuştum onun sayesinde 
          
          Daha sonra  sildi profilinde Harry Potter'ın  resmi vardı . chorme de  bir çok doktor strange kurgusu okudum  ilk ve tek türk Stephen Strange kurgusu olan Vertigo da  okuduklarım arasında çok sevmiştim o zamanlar 

ilayda1521

Yılana benzer çehresi,
          Sarmaşık gibi sarar boynumu.
          Bir hançeri andırır dişleri;
          Yakındır şah damarıma.
          
          Zehriyle anlatır aşkını,
          Sessizce siner kanıma...
          Ölümü andırır soluk teni;
          Oysa hayat doluydu yeşil gözleri,
          Bir damla umut ekerdi kalbime.
          
          Bir sonbahar yaprağı gibiydin,
          Rengine şiirler yazılacak...
          Bir yaz yağmuru gibiydin,
          Toprağı bile ıslatmayan.
          Kışın zemherisine benzerdi kalbin,
          İçten içe kendini yakan...
          
          Soğuktur ellerin, ölümü getiren;
          Gecenin karanlığına benzerdi.
          Beni senin zehrin değil,
          Sen olmadan geçen mevsimler öldürecek.
          
          (Şiirlerimi kendim yazıyorum. Şiir yazarken yapay zekadan  yardım almam yani kitapta olanlarda  bana ait  ) 

ilayda1521

Gözlerimden düşen her bir yaş tanesi, seninle geçirdiğim bir hatıranın gölgesi... 
          
          Karanlık sarar etrafı, çöker ince bir tül misali yüzüne. Yas tutar mı benden sonra kalbin? 
          
          Aynalara yansır gecenin içinde parlayan yıldızlar; dokunsam aynaya,  canı mı  yakar mı? Senin gibi süzülür müyüm senin gibi yıldızların arasında?

ilayda1521

Herkes biliyor zarların hileli olduğu.
          
          Herkes  yine de kendine şans dileyerek zar atıyor.
          
          Herkes biliyor savaşın bittiğini.
          
          Herkes biliyor iyilerin kaybettiğini
          
          Herkes biliyor kavganın sonucunun hep aynı olduğunu :fakirler fakir kalır  zenginler daha da zenginleşir 
          
          İşler böyle yürüyor...
          
          Herkes biliyor.
          
          Herkes biliyor geminin Su aldığını,
          herkes biliyor kaptanın yalan söylediğini.
          
          Herkes tadıyor bu kalp kırıklığını...
          
          Babası ya da köpeği öldüğü zamanki gibi.
          
          Herkes konuşuyor cepleriyle 
          
          Herkes istiyor bir paket çikolatayı ve dalı uzun bir gülü
          
          Herkes biliyor 
          
          Herkes biliyor beni sevdiğini bebeğim  herkes biliyor gerçekten sevdiğini 
          
          Herkes biliyor ki sen bana sadıktın...
          
          
          Belki bir iki geceliğine herkes biliyor tedbirli olduğunu,
          
          Ama sadece çok fazla insanla görüşmek zorunda kaldın
          
          Kıyafetlerin olmadan.
          
          Herkes biliyor 
          
          Herkes biliyor 
          
          İşler böyle yürüyor 
          
          Herkes biliyor 
          
          Herkes biliyor 
          
          İşler böyle yürüyor 
          
          Herkes biliyor " ya şimdi ya asla'yı"
          
          Herkes biliyor "ya sen ya da ben " kavgasını.
          
          
          Herkes biliyor sonsuza kadar yaşacağını.
          
          
          Herkes biliyor anlaşmanın bozuk olduğunu ; Yaşlı zenci Joe hala pamuk topluyor ...
          
          Kurdeleriniz ve fiyonklarınız için.
          
          Ve bunu herkes biliyor 
          
           Herkes biliyor vebanın geldiğini 
          
           Herkes biliyor çok hızlı yayıldığını 
          
          
          Herkes biliyor çıplak erkek ve kadının  geçmişin parlak bir eseri olduğunu .
          
          Herkes biliyor sahnenin kötü olduğunu ama yatağına  bir sayaç koyacaksın ki ortaya dökülsün..
          
          
          Herkesin bildiği şeyler 
          
          Herkes biliyor başının belada olduğunu  herkes biliyor başından geçenleri ...
          
          Calvary üstündeki kanlı haçtan 
          Malibu sahiline kadar 
          
          Herkes biliyor her şeyin mahvolduğunu .
          
          Kutsal kalbe son bir kez daha bak o yanıp kül olmadan önce .
          
          Herkes biliyor 
          
          
          Leonard CohenEverybody Knows

ilayda1521

Bu sefer sarı çöl filtresi yok diyen ve dizide birinci bölüm de evet gerçekten  Türkiye'de geçen o bölüm de   çöl filtresi yok ama ikinci dakika da DEVE geçiyor bunu da mı görmediniz  bu çöl filtresinden  daha kötü