Maşallah şahitlerinizde ne hakkaniyetli. Şahitlerinizi çok aradınız mı?” İğnelercesine konuştuğumda Kadı da çatık kaşlarla bakmaya başlamıştı. “Adaletli olmadığımızı mı düşünüyorsun?” Satuk ilk kez konuştuğunda sesindeki o sert tını oldukça net kendini belli ediyordu.
“Ben öyle bir şey demedim, sadece beni sürekli ölümle tehdit eden birinin çok tarafsız olduğunu düşünmediğimi dile getirdim.” Bağıra bağıra cevap vermek istesemde oldukça sakin konuşmuştum.
“İma edip duruyorsun.” Dedi bu sefer, sohbetten pek hoşlanmadığı yüzünden belliydi. “Öyle anladıysanız sorun bende değil bence.” Ben sadece hakkıyla şahitlik yapmayacaklarını söylemiştim.
“Ha yani sen sütten çıkmış ak kaşıksın biz suçluyuz.” Satuk hakkında yeni bilgi öğrenmiştim aşırı manipülatif biriydi, laflarımı nerden nereye çekmişti. Oyununa kanacak halim yoktu o yüzden hızla cevap verdim.
“Laflarımı farklı yerlere çekiyorsunuz.”
“Bir yerlere falan çektiğim yok, beni yanlış anlıyorsun.” Hafifçe omuzlarını silkip “Biraz sinirli misiniz acaba?” Dedi. Küstahça tavırlarından deliye dönecektim.
“Sinirli falan değilim!” Diye bağırdım ve ardından onun yüzündeki sırıtışı net bir şekilde gördüm, “Sinirlisiniz sinirli sakin olun, haksızlığınızı bağırarak örtemezsiniz.” Ayağa kalktı ve son defa gözlerimin içine bakarak çadırın kapısına yönelerek yan tarafta bulunan masanın üzerindeki sürahiye benzeyen çömleği eline aldı ve yandaki bardağa su döktü. Sürahiyi yerine koydu, bardağı alarak yanıma geldi ve bana uzattı.
Yarından gelecek bölüm için minnacık bir kesit atayım merakınız biraz dinsin