bu karanlıktan ve tükenmişlikten kurtar beni, bir kez olsun arkanda bırakma terk etme ve son kez içinden gelerek anla beni, bakma bana öyle çocukluğuma uzat ellerini.
bu karanlıktan ve tükenmişlikten kurtar beni, bir kez olsun arkanda bırakma terk etme ve son kez içinden gelerek anla beni, bakma bana öyle çocukluğuma uzat ellerini.
şu tüm imkansızlığın arasında seni bana verseler, ellerini tutsam, kokun değse burnuma, gözlerin değse tenime ve ben doya doya baksam sana sigarayı bırakırım.
dudaklarımda burukluğun tadı, gözlerimdeki acılar, ellerimin içindeki kesikler ve sen sıkılmadan sevdiğim o aşıkların suretine bürünen sevgilim, hiç gelmeyişinle yaktın beni.
her içime çektiğim nefeste ciğerlerim acıyor kalkamıyorum bunun altından, bakma böyle güçlü durduğuma şu ellerimi bir yere koyamıyorum. ben artık bir şeylerle savaşamıyorum, düşünmeyi ise çoktan bıraktım.
içi boş bir cenazeye dönüyorum, sustuklarım koca bir dağ olup içimde birikiyor. cam kırıkları yutmuş gibi hissediyorum boğazımdan aşağıya kanaya kanaya iniyor, günden güne mahvoluyorum.
sen benim yeşerttiğim tüm çiçeklerimi soldurdun, kaburgalarımı kırdın ama ben hâlâ duymadığım sesine muhtaç yaşıyorum. bitmişim, tükenmişim ama hâlâ seni sevmenin derdindeyim.
ben sana hep gelirim sen de beni aynı şekilde, olduğun yerde beklersin sanıyordum. ne kadar zaman geçerce geçsin, ne olursa olsun beni bekleyeceğine emindim.
her gün sana yazıp sildiğim, seninle başlayıp seninle biten mektuplarım var adını haykırıyorlar. seninle konuşmadığımı sandığın her dakika kağıda döktüğüm tonlarca yazı var.
sana ulaşmak için ne kadar yol kat ettiğimi görmüyor musun? dolan gözlerime sana dokunmak için uzattığım ellerime bak, her seferinde sana yetişmeye çalışıyorum görmüyor musun?