Menekşem bugün pek ölü duruyordu, kokusunu bile alamadığımdan, bu telaş; normalde nefes almayan birinin yaşayıp yaşamadığına karar vermek kadar zordu.
İlk yardım eğitimi almış biri değildim ve gözlerim bir eşya ile canlıyı ayırt edemeyecek kadar pusluydu. Bu taktığım gözlüklerden veya bilgiye tutarsızlığımdan değil de, daha çok verdiğim değerden böyleydi sanki. Böyleydi, tecrübesiz ve toy görünmemi sağlayan değer beni kırıp geçmişti.
Her gittiğim yerde onun kokusunu alıyordum sanki, mor bir çizgiyi takip ediyormuşçasına günüm dümdüz geçiyordu. Her ucuz kartonla kaplanmış beton duvarda onun gülüşü ve her koridorun sonundaki basamakta onun silüti çıkıverecekti sanki.
Şu ana odaklanamıyordum, eskilerden gelen bir eksiklik sarmıştı günümü. Pekala, dediğim gibi; Menekşem bugün pek ölü duruyordu. Onu yaşattığım anılar beni yönlendirendi, koluma girip gülerek kime laf attğından bahsetse şaşırmazdım. Anılarım silüet olup çıkıverse, ki buna alışacakmışım gibi görünüyor, artık şaşıramazdım.