infitahiezhar

aynı şehirde iki yabancı gibi yaşayacağız artık. birbirimizin varlığından habersizmişçesine, yıllar yılı bir hayat yükünü taşıyıp gideceğiz. hatıralar gitgide içinde küllenmeye başlayacak. bana ait hiçbir şeyi hatırlamak istemeyeceksin. işte şimdi o dayanılmaz unutuşu ta derinden hissediyorum.

infitahiezhar

aynı şehirde iki yabancı gibi yaşayacağız artık. birbirimizin varlığından habersizmişçesine, yıllar yılı bir hayat yükünü taşıyıp gideceğiz. hatıralar gitgide içinde küllenmeye başlayacak. bana ait hiçbir şeyi hatırlamak istemeyeceksin. işte şimdi o dayanılmaz unutuşu ta derinden hissediyorum.

infitahiezhar

verdiğin her kederin yüreğimde yeri var. hangi kitabı açtıysam seni okudum yıllardır, hangi aynaya baktıysam seni gördüm. gel desen gelemem, git desen gidemem. öl desen kanım akmaz. anladım artık seni sevmek yüce bir şey, anladım seni sevmek Tanrı'ya yaklaşmak gibi.

infitahiezhar

özlemin buruk bir tadı var, hele seni özlemenin. bir kokusu var, bütün çiçeklere değişmem. bir ışığı var, bir rengi var seni özlemenin, anlatılmaz. verdiğin bütün acılara dayanıyorsam, seni özlediğim içindir. beklemenin korkunç zehri öldürmüyorsa beni; seni özlediğim içindir. yaşıyorsam; içimde umut varsa, yine seni özlediğim içindir. seni bunca özlemesem; bunca sevemezdim ki.

infitahiezhar

ey hüzünle dolu talihsiz kadın, sil aklından bir an olsun onun hatırasını. senin hatan o huysuz aşığın kalbine yol açmaktı.

infitahiezhar

aşikâr etmeye gidiyorum sırrımı, içimde yanıp duran arzuyu. aklımdan çıkaramıyorum asla o şehvetbazı.
Reply

infitahiezhar

nasıl dinleyebilirim rahatça anlattığı hikâyeyi. o hikâyenin büyüsü bırakır mı, sönsün içimdeki hasret ateşi.
Reply

infitahiezhar

ne vakte dek arayacaksın o seni hiç düşünmeyeni. son ver, artık bu ağlayıp inlemelere. son ver, o bir başkasının yari.
Reply

infitahiezhar

sevgili bilge, bana bir mektup yazmış olsaydın, ben de sana cevap vermiş olsaydım. ya da son buluşmamızda büyük bir fırtına kopmuş olsaydı aramızda ve birçok söz yarım kalsaydı, birçok mesele çözüme bağlanmadan büyük bir öfke ve şiddet içinde ayrılmış olsaydık da yazmak, anlatmak, birbirini seven iki insan olarak konuşmak kaçınılmaz olsaydı. sana, durup dururken yazmak zorunda kalmasaydım. bütün meselelerden kaçtığım gibi uzaklaşmasaydım senden de. insanları, büyük bir boşluk içinde bırakmasaydım. kendimden de kaçıyorum gibi beylik bir ifadenin içine düşmeseydim. bu mektubu çok karışık hisler içinde yazıyorum gibi basmakalıp sözlere başvurmak zorunda kalmasaydım. ne olurdu, bazı sözleri hiç söylememiş olsaydım; ya da bazı sözleri hiç söylememek için kesin kararlar almamış olsaydım. sana diyebilseydim ki, durum çok ciddi bilge, aklını başına topla. ben iyi değilim bilge, seni son gördüğüm günden beri gözüme uyku girmiyor diyebilseydim.

infitahiezhar

olmayışını, olamayışını sevmek olur mu? bunu da sevmiştim halbuki. bir anlamı olmayan hareketlerinden anlamlar çıkarmayı da sevmiştim. karşılaşmalardan anlamlar çıkarmayı sevmiştim. kaderin olabilme ihtimalini. seni konuşmayı sevmiştim, konumun sen olmasını. sonra yanıma gelince, gözlerime öyle bakınca, anlamlıyım zannetmiştim, nereden bileyim saf sevmeyi sevmiştim. senin gözünde bir anlamım olabilme ihtimalini sevmiştim belki. ah be, şimdi fark ediyorum da ne çok sevmişim seni, ne çok sevmemişsin beni.

infitahiezhar

o gün bana neler neler sormamıştı ki. en sevdiğim çiçekleri, ağaçları, filmleri, şarkıları... sonra hayal kurmaya düşkün olup olmadığımı merak etmişti. rüyalarımda neler gördüğümü bilmek istemişti. daha önce hiç gündüz düşlerimi, gece rüyalarımı merak eden biriyle karşılaşmamıştım. içimden, müzeyyen demiştim kendime, sakın bu çocuğu kaçırma. bu seni dinler, anlar, sever.