Geceyi omzuma alıp yürüdüm, sustukça ağırlaşan bir yük gibi çöktü içime; adı konmayan bir eksiklikle daraldı göğsüm, sanki her nefes bir veda provasıydı. Kalabalıkların ortasında yalnızlığın sesi daha çok duyuluyor, insan kendi yankısına çarpa çarpa eksiliyordu; geç kaldığım her duygu, erken bitmiş bir umut gibi duruyordu cebimde. Ne zaman geçmişe uzansam, elimde kalan hep yarım bir sıcaklık, yarım kalmış bir inanış oldu; sevmenin dili tutulmuştu bende, anlatamadım. Yoruldum, ama yorgunluğum bile bana ait değildi artık; beklediklerimden çok beklenmediklerim büyüttü bu yarayı. İçimde bir yer var, adını bilmediğim, ama kanadığını her hatırlayışta anlayabildiğim; orada bir şey öldü, ben yaşadım sanıldı. Susarak söyledim her şeyi, çünkü bazı acılar cümle kurmaz, insanı kurar.