'son olarak seni bir kırlangıca benzetiyorum. hiç gördün mü bilmiyorum ama çok güzel sesleri var. uçmazlarsa ölürler bir de kırlangıçlar, hep uzağa en uzağa uçmak isterler. bu nedenle kırlangıcım benim özgürlüğümü de özgürlüğüne katıp hayallerine uç. her hayalini gerçekleştirdiğinde iki kere sevin. her güldüğünde gülumsemen daha geniş olsun. benim için değil, tüm mutlu olamayanlar için. senin sevginin değerini bilemedim ben, bağışla.'
bana vedası buydu ve ben bu vedadan sonra o mektubu okudum.
salak yerine konduğumu hissettim. neden bu kadar kızgın olduğumu ve umarsızca konuştuğumu anlayın istiyorum.
her şey gerçek, korkmayın yardım alacağım ve unutacağım.
sildikten sonra, henüz değil fakat.
bana kızabilirsiniz, isterseniz küfredin.
fakat buydu içimdeki. bazen hiçbir sevgi gerçek değildir. ve ben eminim olamıyorum.
beni anlamanızı da beklemiyorum, beklemedim. hiçbir zaman.
çünkü kimsenin kimseyi anlatmadan bazen anlatsa bile anlamayacağını biliyorum, yoksa ilki çareyi getirirdi.
hastalıklı düşündüğüm oluyor, bunu bağışlamanızı beklemiyorum. ancak birinden korkmak, bencilce olsa da kendine saklamak, ağlamak, hastalığını istemek, konuşurken içi titremek sevgi gibi bir şey ise ya da değilse bile bunları hepinize hissettiğimden emin olabilirsiniz.
tamamen gerçek, hepsi bu.