Tanrisizlar

Herşey geçip gidiyor. Sanki ömrümden bir bahar eksiliyor. İnsanlar göçüp gidiyor. Bense kalıp içim içimi yiyor, savaşıyorum. Oysa gökte ki bilirdi içimdekini. Yerde ki ise kendi içini bilmezdi başkasından çare isterdi, Gökyüzünü görmeyen yerin kıymeti olmadığını göğe yükselince anlayacak. İşte o zaman çok geç olacak.

Tanrisizlar

Önce bir ayna kırdım,yere düştü. Bin parçaya bölündü,bin ayrı parçada gördüm nefret ettiğim yüzümü. Sonra toplamak için yere eğildim,kimseye zarar vermeden kaldırmak istedim o parçaları,dizlerime battı kırıklar. Elimi uzattım parçalara avucumda biriktirdim, avucumu kesti aynalar. Sadece toplamak istemiştim oysa,kimse benim yüzümden zarar görmesin istemiştim. Kırıklar yerde kaldı,ben kan gölünün içinde. Bunuda bir köşeye ekledim o gece. Yaz,artık kırıklara da,kiranlara da düşmanım.

Tanrisizlar

Babasının desteklediği her kız parladı baba,bir tek ben sönük kaldım. Bu kadar mı nefret ettin benden? Bir kere sarılmayacak kadar mi sevmedin beni? Bir kere bile okşayıp sevmediğin saçlarımı çekip kopartırken de için sızlamadımı? Büyüdüm artık baba ve senden hiç görmediğim o sevgiyi başkalarında arayacak kadar küçüldüm bu dünyada. 

Tanrisizlar

Üzerimde benim bile olmayan günahları taşımanın verdiği zorluk var. İnsanların bedenime olan aşağılayıcı bakışlarının ardından bana sıraladiklari yersiz teselliler benim bedenimdeki kirleri geçirecek türden değil.

Tanrisizlar

Neden kar yağınca bu kadar korktuğumu kardan neden nefret ettiğimi sormuştu bir keresinde. Çünkü ben karların üzerinde kirlenen bedenimi kimseye söylemeden yağmur damlalarının altında temizlemeye çalıştım.
Reply

Tanrisizlar

Pain is life and life is pain.
Reply

Tanrisizlar

Önce ellerini tutan ellerin gidişini fark edersin,sonra gölgenin yanındaki gölgenin yokluğunu,biraz daha geçer belkide bir kaç yıl,kalbindeki hislerin boşluğu dank eder, en sonunda ise ruhuna kenetlediğin ruhun eksikliği.