jeaonlous

iliklerine dolan korku yalnızca bir evhamdan ibaret.

jeaonlous

pervasız davran.
Reply

jeaonlous

ruhundaki sisli bulutlar bugün yine toplanmış parmak uçlarında. zihin tortusunda piyano ve kemanla arka arkaya parçalar çalıyor, dans ve bağırış bitmek bilmiyordu. kafası tam bir gürültü korosu iken gözleri nasıl ruhu çekilmiş gibi bakıyordu karşıya? bir parça ölmek istiyor fakat nefes almanın ciğerlerine doldurduğu hazzı da geri çeviremiyor.

jeaonlous

kirpik uçlarında barındırdığı, özenle sakladığı yazıları vardı. siyah beneğe boyalı duvarlar ardına gizlediği, asabî vaveylaların rehavetinden kurtardığı yazıları mevcuttu. evet, ona umut kaynağı, ucu tükenmeze karışan dizeler. onlarla nefes alıyor, onlarla arınıyor, zifte bulanan ruhundan.
Reply

jeaonlous

sana geldim, kapın kırıktı. duvarların birbirine çok yakındı. sana geldim, dört köşeli bir parantezin içinde kayıptım. kartlarımı açtım, gözünün içine baktım, bir şeyler söyledin, yalandı. ne söylersen söyle sana güveneceğim ortadaydı. gitmekten bahsettin, gitmekten bahsettin, gitmekten bahsettin, aklım almadı. duran bu kadar yalanın içinde bu kadar gerçek gidebilen tek şey sen olabilirdin, aklım durur mu, başımda kalmadı. senin için kıyafetler bakmıştım, yemekler bakmıştım, denizler bakmıştım, yollar bakmıştım, fallar bakmıştım, senin gözlerinle aynalara bakmıştım. sen benim babaannemin başörtüsüne yapışık sakızdın. sen çaldığım ilk yüzüktün, kırdığım ilk bardaktın, takımı bozduğum için annemden yediğim ilk dayaktın, sen 91. dakikada yediğim goldün, kendimden gizli gizli içtiğim biraydın, sigaraları yarım attığım sokaktın, korktuğum kırmızı arabaydın, takip ettiğine inandığım sestin, bir cenaze evindeki kalabalık, mezardaki yalnızlıktın. sana geldim, kalbim kırıktı.