Tıpkı her zamanki gibi, o zamana kadar bana kapıları kapalı olan hayatının yamacında yaşarken yaptığım gibi bekledim. Ve nihayet beni fark ettin bir akşam. Seni çoktan görmüştüm; fakat bu sefer senden kaçmamak için irademi çeliğe bürüdüm. Şans eseri, yükünü boşaltan bir araba yolu tıkamıştı ve sen de benim yanımdan geçmek zorunda kalmıştın. Rastgele etrafa savurduğun bakışların istemsizce üzerimde gezindi ve o bakışların gözlerime değdiğinde -ah, hatırlamak bile ne ürpertici!- tüm kadınlara dağıttığın, sıcak, sarıp sarmalayan ve aynı zamanda karşısındakinin tüm örtülerini kaldıran, bilindik halini aldı. O bakışlar daha ben çocukken beni ilk kez, seven bir kadına dönüştürmüştü. Bir ya da iki saniyeliğine bakışların benim kaçıramadığım, kaçırmak da istemediğim bakışlarımı yakaladı. Sonrasında yanımdan geçip gitmiştin. Kalbim yerinden fırlayacak gibiydi, istemsizce adımlarımı yavaşlattım ve engel olamadığım merakımla dönüp sana baktım. O an gördüm ki sen de durmuş beni seyretmekteydin. Beni merakla ve ilgiyle gözlemleme şeklinden hakkımda hiçbir şey hatırlamadığın hemen anlaşılıyordu. Beni hatırlamadın; ne o zaman ne de daha sonra... Beni asla hatırlamadın. O an üzerime çöken hayal kırıklığını sana nasıl izah edebilirim sevgilim?
,,stefan zweig