Mahvettin beni, Kunâla.
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok, kelimenin tam anlamıyla mahvoldum.
Sanki bir savaştayım ve göğsüme dayanan silahın ucundaki mermi senin adın.
O kurşun, en az bakışların kadar ağır.
Mahvettin beni, Kunâla.
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok, kelimenin tam anlamıyla mahvoldum.
Sanki bir savaştayım ve göğsüme dayanan silahın ucundaki mermi senin adın.
O kurşun, en az bakışların kadar ağır.
Ben ateşin varlığını unuttum. Siz bana dokunduğunuzda, unuttum. Tanrı'nın günahkâr kulları için hazırladığı gür alevlerin gerçekliği silinip gitti aklımdan. İçine düşmeye değer dediğiniz bu ateş, artık kül olma arzusuyla koşup sığındığım bir yuvadan ibaret.
"Güldürme beni, can sızım. Sırf çatısı var diye ev mi denir oraya? Nasıl soğuk, nasıl kasvet kokuyor duvarlar, bilmiyorsun hiç.
Evsizim ben.
Alıştırma beni kendine demiştim, beni evsiz bıraktın..."
Merhametinde bile bir acımasızlık vardı hep senin.
Alıştım.
Her şeyine alıştım ama hâlâ bir çocuk gibi küsüyorum beni görmezden gelmene.
Çok konuştum, üzgünüm.
Sadece
Yapma, olur mu?
Babamın dağıttığı yerde dimdik duran boynum, bir senin yanında bükülüveriyor.