jocelenes

there's an ache in you put there by the ache in me
          	but if it's all the same to you
          	it's the same to me

jocelenes

это сообщение может быть оскорбительным
"i have this problem,” he mumbled. "i was allways thinking that to get married would be nice. kids. all of that, someday. but...this problem will not go away.”
          shane bit his lip. “tell me about this problem.”
          
          “it's so annoying.” ilya sighed, and shane could see him fighting a grin. "i cannot stop thinking about this fucking hockey player with these stupid freckles and a weak backhand.”
          “a weak backhand?” shane couldn’t stop smiling.
          “yes. and he is just so boring and he drives a terrible car and...that is my problem. all of these beautiful women and i am always wishing they were him.”
          ilya bent to take his third shot. “this is a terrible problem.”
          
          fuck.
          
          shane was going start crying right here in his games room. He swallowed and steadied himself. “do you want the problem to go away?”
          
          “no,” Ilya said seriously, looking Shane dead in the eye. “i do not want the problem to ever, go away.”

jocelenes

i have to believe in a world outside my own mind. i have to believe that my actions still have meaning, even if i can't remember them. i have to believe that when my eyes are closed, the world's still there. do i believe the world's still there?
          
          is it still out there?
          
          we all need mirrors to remind ourselves who we are. i'm no different.

jocelenes

do you believe in love at first sight? nah, i beth you don't, you're probably too sensible for that. or have you ever, like, seen somebody, and you knew that, if only that person really knew you they would of course dump the perfect model that they were with, and realize that you were the one that they wanted to, just, grow old with? have you ever fallen in love with someone you haven't even talked to? have you ever been so alone you spend the night confusing a man in a coma?

jocelenes

ölüm-habercisi, lidia vargas'ı aramamıştı çünkü bugün ölmeyecekti. ama ölecek olsaydı, kendisine öleceğini söylemeyen en yakın arkadaşının aksine tüm sevdiklerine söylerdi.
          lidia durumu anlamıştı. ipuçları önüne serilmişti ve hepsini birleştirmişti: mateo'nun aşırı erken gelmesi; harika bir anne olmasıyla ilgili kibar fakat durduk yere söylediği sözler; mutfak tezgahında içinde dört yüz dolar olan zarf; numarasını engellemesi, ki bunu mateo'ya kendisi öğretmişti.
          
          mateo'nun sayfasına girdi, ki o on dokuz ortak arkadaşının olduğu bomboş bir sayfaydı. "günaydın new york" hayran sayfasından, brooklyn'deki iki tane günbatımı fotoğrafı; nasa'nın, uzay seslerini dinlemenizi sağlayan bir araçla ilgili makale ve istediği üniversiteye kabul edildiğine dair yeterince ilgi görmemiş aylar önceki durum güncellemeleri vardı. mateo kendisiyle ilgili şeyleri paylaşmakta hiçbir zaman iyi olmamıştı ama fotoğrafınıza yorum yapacağına ve durumunuzu beğeneceğine güvenebilirdiniz. sizin için önemliyse onun için de önemliydi.
          
          lidia, mateo'nun tek başına dışarıda olmasından nefret ediyordu.
          
          2000'lerin başında, insanların öleceklerine dair uyarı almadığı zamanlarda değillerdi. ölüm-habercisi, gidicileri ve sevdiklerini hazırlamak için vardı; gidicilerin sevdiklerine sırt çevirmeleri için değil.
          
          mateo'nun fotoğraflarında gezinip son yüklemelerine baktı: şu an oturduğu koltukta penny'yle birlikte uyurken; hayvanat bahçesinde ikisinin de yılanların kaçmasından korktuğu sürungen bölümünde penny'yi kucağında taşırken; babasıyla lidia'nın mutfağında, babası onlara pegao yapmayı öğretirken; penny'nin ilk doğum günü partisi için flama asarken; lidia ve penny'yle birlikte büyükannesinin arabasının arka koltuğunda oturup gülümserken; mezuniyet cübbesi ve kepiyle ona çiçek ve balon almış lidia'ya sarılırken. lidia fotoğrafları kapadı. hâlâ dışarıda bir yerde, hayatta olduğunu bilirken anılara dönmek acı vericiydi.
          
          

jocelenes

@ jocelenes  yarın bu saatlerde lidia en yakın arkadaşının ölmesiyle ilgili durum güncellemesi yazacaktı. insanlar ona ulaşacak, başsağlığı dileyeceklerdi. tıpkı christian öldüğünde yaptıkları gibi. herkes mateo'yu okuldan ya da öğle yemeğinden hatırladıktan sonra onun sayfasına girip yorumlar yazacaklardı. huzur içinde uyumasını dileyeceklerdi. ölmek için ne kadar genç olduğunu söyleyeceklerdi. yaşarken onunla konuşmaya zaman ayırmış olmayı dileyeceklerdi.
            
            lidia, mateo'nun son gününü nasıl geçirdiğini hiç bilemeyecekti ama en yakın arkadaşının aradığını bulmasını diliyordu.
Ответить