jupitteer_

Benim de üzüldüğüm çok anlar oldu. Ama yanımda kimse yoktu. Yazabileceğim; ulaşabileceğim de kimse yoktu çünkü engellenmiştim, istenmiyordum. Kimsenin hayatında öncelik olmadığım vurgulanmıştı. Psikoloji okuyor olabilirim ama kimsenin terapisti değilim. İnsanlar beni sadece üzüldüklerinde kullanamazlar. İğrenç bir süreçten geçiyorum ve ben buna rağmen ayakta durabiliyorsam kendime saygı duymak zorundayım çünkü ben hep tek başımaydım.

jupitteer_

Benim de üzüldüğüm çok anlar oldu. Ama yanımda kimse yoktu. Yazabileceğim; ulaşabileceğim de kimse yoktu çünkü engellenmiştim, istenmiyordum. Kimsenin hayatında öncelik olmadığım vurgulanmıştı. Psikoloji okuyor olabilirim ama kimsenin terapisti değilim. İnsanlar beni sadece üzüldüklerinde kullanamazlar. İğrenç bir süreçten geçiyorum ve ben buna rağmen ayakta durabiliyorsam kendime saygı duymak zorundayım çünkü ben hep tek başımaydım.

jupitteer_

Umursamazdım. Bu arkadaşlarım için gurur verici, benim içinse şaşırtıcıydı. Ben ve umursamazlık nasıl aynı cümlenin içinde olabilirdi? Sonra fark ettim: uyuyamadığımda, dişlerimi sıktığımda, derimi kopardığımda, kusmak istediğimde. Umursamaz değildim, her zamanki gibi. Yalnızca ilaçlar işe yarıyordu. Elbette bu cevabı o duyamayacak çünkü birkaç saat önce engel yedi fakat ben yine de söyleyim: Evet, bu hasta kızın tedavisi iyi gidiyor gibi görünüyor.

jupitteer_

Çok zoruma gidiyor. Öyle böyle değil, anlatamam. Tamam herkesin derdi var, kimse tamamen mutlu değil. Ama bir insan bütünüyle de sorunlu olamaz ya. Gülen, güzel şeyler yaşayan insanlara öyle çok özeniyorum ki. Ben ne yaptım gülmeyi hak etmeyecek kadar? Bu kadar kötü biri miyim? 

jupitteer_

Günlerce onun için ağladım, kendimi kahrettim. Dünyadaki en iğrenç insan benmişim ve sorunluymuşum gibi hissettim. Herkesin içinde akıttığım gözyaşları kiminin bana acımasına, kiminin bana öfkelenmesine sebep oldu. Oysa ağlayışlarım bile sessizdi ama yine rahatsız ettim insanları. Sonra? Sonra ne oldu? Sonra birden çıkıp geldi, hiçbir şey olmamış gibi. "Hasta," diye nitelendirdi beni. "Sorunlu." Merak etmiş beni. En azından arkadaşım olarak sormak istemiş. Öylesine umarsızdı ki sözleri... Belki de en çok buna kırıldım. Ben onun için kendimi mahvederken o hayatına devam etmişti. Ben onun için bir hiçtim, hep öyle olmuştum. Ama öylesine "hastaydım" ki sevildiğime inanmıştım. Belki de acımıştı bana, o nedenle iyi davranmıştı. Hoş, davranışları iyi miydi ki? Zihnimde onu mükemmelleştirdim. Etrafımdaki herkes onun hakkında kötü şeyler söylerken insanların hepsini susturdum. Hastayım işte, ne yaparsın?

ayla-yenen

Ya ne hastası kendine gel. Erkekler direkt rus hastası. Sende bir şey yok. 
Reply

jupitteer_

En kötüsü ise her şeyi yalnız başına üstlenmek. Biraz önce bir kaldırımda ağladığımı, onun ise kilometrelerce yolu benim için gelip başımda dikildiğini hayal ettim. Onu fark edince ayağa kalkıyor, kafamı göğsüne gömüyor ve hıçkırıklarla ağlıyordum. Kokusunu içime çekerken özür diliyordum. Herhangi birini mi istiyorum ben sarılacak yoksa sadece onu mu? Onu istesem ne fark eder ki? Zaten kaybettim. Hayali yavaşça siliniyor gözlerimden şimdi. Ben yine ağlayarak kendime sarılıyorum. Çünkü benim kendimden başka kimsem yok. Bu kötü; çünkü kendine sahip olmak ne demek, ben bilmiyorum.

jupitteer_

Bazı geceler uyku tutmaz. Ortada hiçbir şey yoktur ama aslında öylesine çok sebep vardır ki uyuyamaman için... Zihnim kendini kapattı bir süredir. Ben mutluyum bu durumdan ama bedenim için aynısını söyleyemiyorum. Tüm o fazla uyumalar ya da hiç uyuyamamalar, el titremeleri, nefessiz kalışlar... Bana çok fazla geliyor, kaldıramıyorum.