kaaiiserr

aşkla arası olmayan bir ben varım karşında. karadeliğe benzetirim kendimi, dokunsan bile içine düşeceğin kadar derin ama hiçbir şeyi tutmayacak kadar kayıtsız. sen ise bunun farkındasın. defalarca konuştuk bunu, kelimelerimi tartarak, açık açık söyledim. sana karşı hiçbir düşüncem yok. aslında kimseye karşı yok. ben bağ kuramıyorum, kurmak istemiyorum belki de. ya da varoluşumdan beri kurmayı unuttum.
          	
          	ama sen… sen her şeye rağmen değişmiyorsun. benim en sıradan bakışımı bile bir anlamla dolduruyorsun. sustuğum anlarda bile, sanki içimden sana yazılmış cümleler geçiyormuş gibi dinliyorsun beni. gözlerin… evet, gözlerin titriyor bana baktığında. o titreme sadece heyecan değil, umutla korkunun birbirine dolanmış hali gibi. ve ben bunu görüyorum.
          	
          	kesik nefeslerini duyabiliyorum. aramızdaki mesafe ne kadar olursa olsun, o düzensiz, titrek nefeslerin bir şekilde ulaşıyor bana. sanki kalbin, benim söylemeyeceğim şeylerin yerine atıyor. benim hissedemediğim duyguları sen yaşıyorsun ikimiz adına.
          	
          	ve en tuhafı da şu, ben sana hiçbir şey vermiyorum, ama sen benden vazgeçmiyorsun. ben duvar gibi durdukça, sen daha çok çarpıyorsun bana. kırılacağını bile bile.

kaaiiserr

“ne olur öp beni. sanki dudakların değdiği o ilk an, içimde kopan bütün fırtınalar birden dinecekmiş gibi. beni göğsüne çek, başımı kalbinin üzerinde dinlendirmeme izin ver. ritmini duyayım, belki o düzenli atışlar zihnimdeki bu karmaşayı susturur, belki senin varlığın içimde birbirine dolanmış düşünceleri yavaşça çözer.
          	  
          	  ellerin omuzlarımda dursun, ağırlığını hissedeyim. sanki beni bu dünyaya bağlayan tek şey sensin gibi, sıkıca ama kırmaya korkarmış gibi tut, yalandan olsa bile. ben ilk kez birisinden kaçmak istemiyorum. aksine, ilk defa birine bu kadar yaklaşmak, bu kadar durmak istiyorum. kendimden kaçmadan, kendimi senden saklamadan, olduğum gibi kalmak istiyorum.
          	  
          	  parmakların saçlarımda gezsin, yavaş ve düşünceli bir şekilde. hiçbir şey söyleme. senin sessizliğin bile bana yeter, çünkü o sessizlikte bile bir şeyler anlatıyorsun sanıyorum. belki güven, belki huzur, belki de uzun zamandır aradığım o sakinlik.
          	  
          	  hislerin olmasa bile sen, içimdeki bütün karmaşayı susturmaya yetiyorsun. sadece varlığın bile, sessizliğin bile yetiyor bana.”
Reply

kaaiiserr

aşkla arası olmayan bir ben varım karşında. karadeliğe benzetirim kendimi, dokunsan bile içine düşeceğin kadar derin ama hiçbir şeyi tutmayacak kadar kayıtsız. sen ise bunun farkındasın. defalarca konuştuk bunu, kelimelerimi tartarak, açık açık söyledim. sana karşı hiçbir düşüncem yok. aslında kimseye karşı yok. ben bağ kuramıyorum, kurmak istemiyorum belki de. ya da varoluşumdan beri kurmayı unuttum.
          
          ama sen… sen her şeye rağmen değişmiyorsun. benim en sıradan bakışımı bile bir anlamla dolduruyorsun. sustuğum anlarda bile, sanki içimden sana yazılmış cümleler geçiyormuş gibi dinliyorsun beni. gözlerin… evet, gözlerin titriyor bana baktığında. o titreme sadece heyecan değil, umutla korkunun birbirine dolanmış hali gibi. ve ben bunu görüyorum.
          
          kesik nefeslerini duyabiliyorum. aramızdaki mesafe ne kadar olursa olsun, o düzensiz, titrek nefeslerin bir şekilde ulaşıyor bana. sanki kalbin, benim söylemeyeceğim şeylerin yerine atıyor. benim hissedemediğim duyguları sen yaşıyorsun ikimiz adına.
          
          ve en tuhafı da şu, ben sana hiçbir şey vermiyorum, ama sen benden vazgeçmiyorsun. ben duvar gibi durdukça, sen daha çok çarpıyorsun bana. kırılacağını bile bile.

kaaiiserr

“ne olur öp beni. sanki dudakların değdiği o ilk an, içimde kopan bütün fırtınalar birden dinecekmiş gibi. beni göğsüne çek, başımı kalbinin üzerinde dinlendirmeme izin ver. ritmini duyayım, belki o düzenli atışlar zihnimdeki bu karmaşayı susturur, belki senin varlığın içimde birbirine dolanmış düşünceleri yavaşça çözer.
            
            ellerin omuzlarımda dursun, ağırlığını hissedeyim. sanki beni bu dünyaya bağlayan tek şey sensin gibi, sıkıca ama kırmaya korkarmış gibi tut, yalandan olsa bile. ben ilk kez birisinden kaçmak istemiyorum. aksine, ilk defa birine bu kadar yaklaşmak, bu kadar durmak istiyorum. kendimden kaçmadan, kendimi senden saklamadan, olduğum gibi kalmak istiyorum.
            
            parmakların saçlarımda gezsin, yavaş ve düşünceli bir şekilde. hiçbir şey söyleme. senin sessizliğin bile bana yeter, çünkü o sessizlikte bile bir şeyler anlatıyorsun sanıyorum. belki güven, belki huzur, belki de uzun zamandır aradığım o sakinlik.
            
            hislerin olmasa bile sen, içimdeki bütün karmaşayı susturmaya yetiyorsun. sadece varlığın bile, sessizliğin bile yetiyor bana.”
Reply

kaaiiserr

https://open.spotify.com/album/6F05ZwnERzhfJ7KNVq6fsU?si=frIY094lTr6qAdm5RqNgew
          
          öncesinde sana ruhunun izlendiğini anımsatar gibi bakayım gözlerinin içine. sanki orada sakladığın bütün hikâyeleri tek tek okuyabilecekmişim gibi, sessiz ama derin bir dikkatle. bakışların kaçacak olursa, nazikçe geri çağırayım seni, çünkü o an sadece sen ve ben varız, başka hiçbir şey değil.
          
          sonra yavaşça yaslayayım seni göğsüme. kalbimin ritmini duy, sana aitmiş gibi. nefesim saçlarının arasına karışsın, kokun içime dolsun da zaman orada dursun. sanki dünya dönmeyi bırakmış, sadece o anın içinde sıkışıp kalmışız gibi.
          
          ellerini sımsıkı tutayım, parmaklarının arasına kendi varlığımı bırakır gibi. ne düşmene izin vereyim, ne de kaybolmana. dokunuşumla “buradayım” diyeyim, kelimelere gerek kalmadan.
          
          ve dudaklarımın izi bileklerine mühürlensin. bir hatıra gibi, silinmeyen bir iz gibi. ne sahiplenmek, ne bırakmak… sadece sana dokunduğum o anın gerçekliğini oraya kazımak ister gibi.
          
          arkaplanda ise en sevdiğim parçalardan biri çalsın… ama müzik bile geri planda kalsın, çünkü o anın en güzel melodisi senin nefesin, kalbinin sesi ve aramızda kurulan o görünmez bağ olsun.
          
          ve belki de en sonunda, hiçbir şey söylemeden sadece orada kalalım,
          çünkü bazı anlar anlatılmak için değil, sonsuza kadar hissedilmek içindir.
          
          https://hizliresim.com/ctnwd5m

kaaiiserr

14 shot sonrası daha ayık hissetmek hakkında 

kaaiiserr

günün özeti; yarı zamanlı dinleyicilik, gerçek olduğu için başkalarına kaba gelen sözler, onun dolmuş gözleri, loş ışıklı sisten arınmış aydın düşünceler ormanı ve ciğerlerimi turlayıp özgürlüğüne kavuşan kirli duman
Reply

kaaiiserr

nexus

kaaiiserr

en sade anlamıyla “bağlantı noktası” demektir. ama kelimenin derinliği, sadece fiziksel bir kesişimi değil, anlamların, ilişkilerin ve etkilerin birbirine düğümlendiği merkezi ifade eder.
            
            farklı yolların gelip birleştiği bir yer olabilir. ama aynı zamanda düşüncelerin, duyguların ya da olayların kesiştiği görünmez bir merkezdir.
            
            sadece bir bağ değil. bağların anlam kazandığı, her şeyin birbirine dokunduğu o kritik noktadır.
Reply

kaaiiserr

https://open.spotify.com/album/2p7iWrYivSiCScrpNI4qiD?si=9i9YAl7kRTCquQPyhm3irA
          
          loş bir ışığın altında sarılışımızı izlesin yıldızlar,
          kamer kıskansın güzelliğimizi. gece, utangaç bir sır gibi çöksün omuzlarımıza, benim nefesim karışsın içinde sakladığın bütün kırık cümlelere.
          
          ellerim belinde, zamanın nabzını yavaşlatırken,
          dünya susmayı öğrensin bizden. çünkü bazı anlar konuşulmaz, sadece yaşanır, sadece hissedilir, ve sadece iki kalp arasında kaybolur.
          
          gözlerin gözlerime değdiği an, evren bir anlığına yönünü şaşırsın, yıldızlar hizasını kaybetsin. çünkü hiçbir gök cismi senin bana baktığın o anki parlaklığı taşıyamaz.
          
          saçların omzuma salınsın, ben o telinin altında bile hafifleyeyim, çünkü insan bazen en çok sevdiğinin ruhunda kaybolarak bulunur.
          
          ve eğer biri sorarsa bu kadar güzel bir an mümkün mü diye; biz cevap vermeyelim, çünkü bazı mucizeler anlatıldığında eksilir, bizimkisi ise ancak yaşandığında tamamlanır.