bu sefer daha fazla hissettim kalbimde seni. bu sefer daha fazla acıdım. daha fazla kanadım. daha fazla zehir. bu sefer vazgeçtim minik ellerinin yüzümü okşamasından zordu. bu sefer her şey daha karanlıktı, daha izbe daha terkedilmiş. giderken ayaklarıma dün gece takılmış densiz ayyaş adamların kırdığı bira şişelerinin camları battı. ama canım acır diye korkmadım bu sefer. bastım kırıkların üzerine korkmadım hiç. bu sefer eminim senin yoksunluk belirtin uyuşturucu, uyuşturucunun yoksunluk belirtisi sen. ama halledicem bu paradoksu merak etme. sensizliğe ayıkken katlanamıyorum. gökyüzünü ayaklarına indirebilirim ama sensizliğe ayıkken katlanamıyorum beceremiyorum. ama bu sefer eminim ölsem de, parça parça olsam da seni öpmeyi arzulayacak kadar yaklaşmayacağım sana. duygularımı kandıramam bir kez daha. hem bağlanamam ben sana maddeler gibi. bilmem hatırlıyor musun izmir'in dar sokaklarının hiç bitmediği asfaltlarda yürümüştük. hani hava serindi ama içimi ısıtıcak kadar güzel gülerdin fotoğraf karelerinde. yemyeşildi ağaçlar, güller patlamıştı tohumlarından. hatta bir iki tanede papatya görmüştük. işte o papatya sayısı kadar az benim yaşama sevincim. hani yanlış anlama sakın, bu çıkmazın sebebi sen olsanda yanlış anlama bırak. çünkü sen anlamayı bilmezsin yanlış anlamak dışında. anlasaydın gitmemi sağlamazdın zaten dimi. yorulmazdık boşuna bunca sene. çok yanıldığımıza üzülüp içmezdik. ve ben senin üzülmene katlanamazken çok üzdüm, seni üzenlerin dişlerini sökmek isterken, seni kıracak kelimeler konuşanların dillerini kesmek isterken. ama senin kadınlığını senin bendeki yerini yok edecek hiçbir şey yapmadım. ne ayrıyken ne benimle. sonunda bitti ama canını acıtmadan bittiğine sevindim. kendi halime üzülsem de senin adına sevindim. bu sefer eminim beni sevmediğinden. bu sefer eminim beni beklemediğinden. bu sefer eminim yerime üzülmediğimden. olsun.