Ah, ah Ali Ecevit, demişti. Dik dur, öyle mahrur, öyle kederli bakma. Al o kurşunu eline, tamamla tüm harfleri ya sen onların sonu olacaksın ya da onlar senin. Ah Ali Ecevit, dört duvar arasında taş gibi kalırsın da gün gelir kavuşursun gökyüzüne, güneş doğar, saç tellerinin arasında dolanır, gözünü alamazsan... Gözünü alamazsan Ali Ecevit, yazık etmez misin kendine?