Günler de ilkokuldayken hızlı hızlı sayıp geçtiğim sayılar gibi oldu artık. O kadar hızlı geçiyor ki saatler, dakikalar... Hepsi bir rakamdan ibaret oldu sanki, öylesine hızlı ki. Ne mutluyum ne de mutsuz arafta kalmış gibiyim. Hem gülebiliyorum hem de ağlayabiliyorum bir anda. Tuhaf hemde çok tuhaf. Yaşam tuhaf, insanlar tuhaf, dünya tuhaf... Bazen bakıyorum etrafıma insanlar o kadar saçma geliyor ki her şeyi gelecekte yapmayı planlıyorlar şu anının da geleceği olduğunu bilmeden, mutluluk sanki gelecekte varmış gibi. Bazıları gerçek aşkın onu bulacağına inanıyor onu bekliyor bazıları ise gerçekten bulduğuna inanıyor. Neden bilmem bende inanıyorum ona, sanki hep birileri gelecekmiş gibi hep bir boşluk var içimde bir yerlerde gizli kalan. Gelecek bir bilmece gibi cevabı mutluluk olacak mı bilinmez. Bugün oturdum yüzleştim kendimle, yaşımla. Küçükken çok büyük gördüğüm yaşlara geldiğimi fark ettim aynı zamanda o kadar büyük olmadığını da. Her geçen gün biraz daha artıyor sorumluluklar. Hazır değildim ben büyümeye ne bu ne ara büyüdüm bu kadar? Keşke demekten nefret ederim ama keşke eski günler geri gelse, o günleri tekrar yaşasam çocuk olsam mesela yeniden, oyunlar oynasam, sanki hayatın kendisi bir oyun değilmişçesine...