kasatmaraz

13. Bölüm kesiti:
          	
          	"Beceremem ben öyle şeyler. Süslü püslü laflar da pek söyleyemem. Ama gösterebilirim, hislerimin hoşlantıdan öte olduğunu. Anlatamam ama yaşatabilirim. Söyleyebileceğim tek şey seni çok sevdiğim ve senden mahrum kalmak istemediğim." Ağzım açık kalmıştı. 
          	
          	"Seni elbetteki zorlamayacağım. Ama senin peşini de bırakmayacağım. İstediğin zaman beni sevgilin olarak görebilirsin."
          	
          	Dicle Nehri'nin dingin suyundan gelen soğuk esinti bacaklalarıma çarptı. Esintiyle birlikte bacaklarımdan tüm vücuduma karıncalanmalar yayılıyordu sanki. Beni sevdiğini söylüyordu. 
          	
          	"Ee şey... Biz karşılaşalı daha çok olmadı. Haliyle bu kadar kısa sürede bir duygudan emin olmak zor olmaz mı? Ben her şeyin çok hızlı ilerlediğini düşünüyorum." Aklıma takılan konu buydu işte. Ben de bu yüzden kendime kızıyorum ya. Üç günlük tanıdığım birisine karşı neden farkı duygular besliyorum diyordum. Her şey çok hızlıydı. Hem de çok.
          	
          	"Sana yalan söylemek istemiyorum." Bir süre durdu önce gözlerini yanımızda usulca akan nehirde gezdirdi. "Ben seni çok daha önce gördüm. Gördüğüm günden beridir de aklımdan çıkmıyorsun. Çıkarmaya çalıştım seni aklımdan, unutmaya çalıştım. Kendime çok kızdım hatta. Babanın yüzüne bakamadım utancından. Ben babanın, abinin, annenin yanındaydım ama aklımda sen vardın. Onlarlayken seni düşünüyordum." Durdu gözleri masada çay bardağında gezinirken burnundan nefes vererek güldü. "Kendimi şerefsiz bir puşt gibi hissediyordum." Kullandığı argoyla ben de gülmüştüm.
          	

kasatmaraz

13. Bölüm kesiti:
          
          "Beceremem ben öyle şeyler. Süslü püslü laflar da pek söyleyemem. Ama gösterebilirim, hislerimin hoşlantıdan öte olduğunu. Anlatamam ama yaşatabilirim. Söyleyebileceğim tek şey seni çok sevdiğim ve senden mahrum kalmak istemediğim." Ağzım açık kalmıştı. 
          
          "Seni elbetteki zorlamayacağım. Ama senin peşini de bırakmayacağım. İstediğin zaman beni sevgilin olarak görebilirsin."
          
          Dicle Nehri'nin dingin suyundan gelen soğuk esinti bacaklalarıma çarptı. Esintiyle birlikte bacaklarımdan tüm vücuduma karıncalanmalar yayılıyordu sanki. Beni sevdiğini söylüyordu. 
          
          "Ee şey... Biz karşılaşalı daha çok olmadı. Haliyle bu kadar kısa sürede bir duygudan emin olmak zor olmaz mı? Ben her şeyin çok hızlı ilerlediğini düşünüyorum." Aklıma takılan konu buydu işte. Ben de bu yüzden kendime kızıyorum ya. Üç günlük tanıdığım birisine karşı neden farkı duygular besliyorum diyordum. Her şey çok hızlıydı. Hem de çok.
          
          "Sana yalan söylemek istemiyorum." Bir süre durdu önce gözlerini yanımızda usulca akan nehirde gezdirdi. "Ben seni çok daha önce gördüm. Gördüğüm günden beridir de aklımdan çıkmıyorsun. Çıkarmaya çalıştım seni aklımdan, unutmaya çalıştım. Kendime çok kızdım hatta. Babanın yüzüne bakamadım utancından. Ben babanın, abinin, annenin yanındaydım ama aklımda sen vardın. Onlarlayken seni düşünüyordum." Durdu gözleri masada çay bardağında gezinirken burnundan nefes vererek güldü. "Kendimi şerefsiz bir puşt gibi hissediyordum." Kullandığı argoyla ben de gülmüştüm.