İstediğimizde, yalnızca ölebiliyoruz. Şansın şakağa değdiği yerden paralel bir hayata dik indirip tepedeki müzmin hayaleti iki eşit parçaya bölüyoruz. İki kenarı ikiz üçgenler gibi, kollarımız genelde aynı boyda. Eğer titremiyorsa hâlâ elim, her şeyi ikiye böleceğim, eminim. İkiye; sesliye ve sessize, deliye ve dilsize. İstediğimizde yapabildiğimiz tek şey ölmek, onu da hastalıklar elimizden aldı. Boş bir evin hayaleti gibi ölüme değecek bir şeyler aramak. Boş bir evin hayaleti gibi, gelmeyen konukları yüzlerindeki vaziyeti araklamak. Bir tepenin zirvesindeyim, takriben dört yüz metre. İkiye bölünüyorum burada, bundan da eminim. Filistin askısından gömleğimi aldım. Kolombiya kravatımı taktım. Baloyu bitirdim. Dönüyorum.