her şeye yetişmem gerektiği düşüncesi boğuyor beni sık sık. sürekli zihnimde dönüp dolaşıp beni huzursuz ediyor. sonra kendimi yatarken buluyorum, uyurken, şarkı dinlerken, resim çizerken, yemek yerken, dizi izlerken, bir şeyler yazarken. her şeye yetişmem gerektiği düşüncesiyle mücadele etmeye çalışırken hiçbir şeye yetişemediğimi fark ediyorum. yoruluyorum, yıpranıyorum, endişeleniyorum. sanki avuç içlerimde tutmaya çalıştığım bir su birikintisi ömrüm ve ben onun parmaklarımın arasından kayıp gitmesine engel olamıyorum. bir avuç suyun içinde hayatta kalmaya çalışan bir balığım var ve onu denizine kavuşturamamaktan ölesiye korkuyorum.