kayiptanricae

gecenin ortasında ne işin var 
          	yıldızlara dokunma yanarsın 
          	bak birazdan ay da batacak 
          	karanlık bulaşmasın ellerine 
          	tersine döner yolunu bulamazsın
          	
          	içi dışı uzay tozu yansımalar 
          	sahi mi yalan mı anlayamazsın 
          	bir rüya gemisi iskele sancak 
          	dokunup geçiyor hayallerine 
          	ağlayasın gelir ağlayamazsın
          	
          	sevmek insanın yüreği kadar 
          	küçükse büyüğünü taşıyamazsın 
          	yalnızlığı da dene oldu olacak 
          	nasıl yankılanır derinden derine 
          	iyi midir kötü mü çıkaramazsın
          	
          	insan insanı kendisi tamamlar 
          	içinde başka dışında başkasın 
          	eksikliğin fazlana elbet bulaşacak 
          	öbürü sığacak bunun derisine 
          	yoksa sabaha sağ çıkamazsın
          	
          	-Attila İlhan
          	
          	(Yalnızlığı Denemek)

kayiptanricae

gecenin ortasında ne işin var 
          yıldızlara dokunma yanarsın 
          bak birazdan ay da batacak 
          karanlık bulaşmasın ellerine 
          tersine döner yolunu bulamazsın
          
          içi dışı uzay tozu yansımalar 
          sahi mi yalan mı anlayamazsın 
          bir rüya gemisi iskele sancak 
          dokunup geçiyor hayallerine 
          ağlayasın gelir ağlayamazsın
          
          sevmek insanın yüreği kadar 
          küçükse büyüğünü taşıyamazsın 
          yalnızlığı da dene oldu olacak 
          nasıl yankılanır derinden derine 
          iyi midir kötü mü çıkaramazsın
          
          insan insanı kendisi tamamlar 
          içinde başka dışında başkasın 
          eksikliğin fazlana elbet bulaşacak 
          öbürü sığacak bunun derisine 
          yoksa sabaha sağ çıkamazsın
          
          -Attila İlhan
          
          (Yalnızlığı Denemek)

kayiptanricae

Mektup bittiğinde hıçkıra hıçkıra ağladım. Boğazım yırtılana kadar, ciğerim parçalanana kadar ağladım. Bir insan ağlamaktan ölür mü bilmiyordum ama ölmek için ağladım ona kavuşmak için ağladım.
          
          Kutunun devamında bu mektubu defalarca kez yazmak isteyen ama yarım bırakan kalbine ağladım.
          
          Bir daha onu göremeyecek olmama ağladım. Bir daha asla onu öpemeyecek olmama ağladım. Bir daha Sıla'nın kuzusunu beraber sevemeyecek olmamıza ağladım.
          
          Onsuzluğa ağladım.
          
          Ona kavuşmak için her gece ağlayacağım gecelere kapı açmak için ağladım. Bir şeyi değiştiremeyecek olduğumu bile bile çaresizliğime ağladım.
          
          Sonra bitecek sandım ama bitmedi.
          
          Odamdan çıkamadım. Yemek yiyemedim. Ağlamaktan uyuyakaldığım bilinçsiz uykular dışında uyuyamadım.
          
          Cenazesine gidemediğim sevdiğimin toprağında can verdim...

kayiptanricae

Bu da ne? Canım sevgilimin avucunda bir şişe! 
          Demek ki, zehirden sevgilinin bu vakitsiz ölümü. 
          Cimri! Hepsini içmiş; bir damla bile bırakmadın demek kavuşabilmem için sana? 
          Öyleyse dudaklarından öperim, Orada bir parça zehir kalmıştır belki; Bir zamanlar hayat veren dudakların bu kez son versin hayatıma.

kayiptanricae

Konuşuyor. Ey parlak Melek, konuş yine! Sen göz kamaştıran bir parlaklık veriyorsun geceye; Cennetin kanatlı ulağısın başımın üstünde, Tıpkı ölümlülerin hayretle açılan gözlerine göründüğün gibi. Tembel bulutlara binip uçarken o havanın kucağında, Onu seyreden insanlar gibi hayranlıkla, Öylece bakıyorum ben sana.

kayiptanricae

beni güzel hatırla!
          bunlar son satırlar.
          farz et ki bir rüzgardım, esip geçtim hayatından.
          ya da bir yağmur, sel oldum sokağında.
          sonra toprak çekti suyu, kaybolup gittim.
          belki de bir rüyaydım senin için, uyandın ve ben bittim.
          beni güzel hatırla!
          çünkü sevdim seni, her şeyini...
          sana sırdaş oldum, dost oldum, koynumda ağladın...
          yüzüne vurmadım hiçbir eksikliğini.
          beni üzdün, kınamadım.
          alışıktım vefasızlığa, el oldun aldırmadım.
          beni güzel hatırla!
          sayfalarca mektup bıraktım sana.
          şiirler yazdım her gece, çoğunu okutmadım.
          sakladım günahını sevabını içimde.
          sessizce gittim.
          senden öncekiler gibi sen de anlamadın.
          beni güzel hatırla!
          sana unutulmaz geceler bıraktım,
          sana en yorgun sabahlar, gülüşümü, gözlerimi sonra sesimi bıraktım.
          en güzel şiirleri okudum gözlerine baka baka.
          söylenmemiş "merhaba" lar sakladım her köşeye,
          vedalar bıraktım duraklarda.
          ne ararsan bir sevdanın içinde fazlasıyla bıraktım ardımda.
          beni güzel hatırla!
          dizlerimde uyuduğunu düşün, saçını okşadığımı, üşüyen ellerini ısıttığımı düşün. mutlu olduğun anları getir gözünün önüne. birazdan kapıdan içeri gireceğimi düşün.  şaşırtmayı severim biliyorsun.  bu da sana son sürprizim olsun.  şimdi seninle yaşanan güzel günleri ateşe veriyorum.
          beni güzel hatırla, gidiyorum...

kayiptanricae

Gösteremediğim yaşların,
          Duyuramadığım çığlıkların,
           Hissettiremediğim aşkın, 
          Arkasından sesleniyorum.
          
          Öpemediğim dudaklarının, 
          Bakamadığım gözlerinin, 
          Tutamadığım ellerinin, 
          Hasretinden sesleniyorum.
          
          Geçmeyen acımın,
          Dinmeyen nefretimin,
          Umursamadığın kalbimin,
          Sana muhtaçlığından sesleniyorum.
          
          Seni evren kadar seviyorum,
          Sevdiğim kadar nefret ediyorum.