kendidusenaglamaz

"Bir daha hangi anne doğurur, seni ve beni; birbirimiz için?"

kendidusenaglamaz

Duygularıma yön vermeye çalıştıkça derinlere battığımı, oluruna bıraktığımdaysa durmadan canımı yaktığını fark ettim. Ne kontrol edebildim ne de olduğu gibi bırakabildim. Duygularım, ele avuca sığmayan bir çocuktan hâlliceydi. Nitekim saklamaya çalıştığımda, kabuğuna çekilen bir hayvandan farksızdım. Göstermek istesem, cüretkâr benliğim hiç hoşuma gitmez; kendimden uzaklaşmaya başlardım. İnsanın en yakını kendisi iken, kendine yabancılaşması artık bir hissiyat dahi uyandırmaz olurdu. Yavaş yavaş yitirmeye başladığım duygularımı birinde bağdaştırır, bir nevi sahiplendirirdim. Sonra sahibinde kendimden bir parça bulmaya çabalardım. Onda kendimden bir parça bulmaya çabalarken; büsbütün benliğim olan kendimde kaybolurdum.
          ‎

kendidusenaglamaz

Çoğu zaman ben de kendimi seçebilmek istiyorum.
          
          “Olmuyor demek ki.” diyebilmek...
          
          Sen ise her seferinde kendini seçiyorsun.
          Ve sen her seferinde kendini seçebilesin diye,
          ben kendimden biraz daha ödün veriyorum.
          
          “Biz” olabilmek için, ben yalnızca sen oluyorum.
          
          Ad veremediğimiz şu şeyi sürdürmeye çabalarken,
          
          ikimizden birinin kendinden ödün vermesi,
          diğerinin kendini seçebilmesi gerekiyor.
          
          Ben hep ilki olurken, 
          sen pervasızca, defalarca ikincisi olabiliyorsun.
          
          Ve bu da adil değil...