kesikesintiler

ölümden sonra bir hayat varsa da, ister yıllar ister ömürler sürsün yine de bulup seveceğim seni.
          	
          	to my love.
          	now. 

kesikesintiler

bebeğimi özledim.. uykusuz gelecerim salt onun içindir. salt, onun içindir tüm kelimelerim, sesim ve fikirlerim. kıvırcık saçlarında kaybolabileceğim.. gözlerine dalabileceğim bir huzur. seni özlemek bile bir huzur. atışmalarımızı bile özledim minik bebeğim. pazara kadar sabretmeliyiz. seni seviyorum. gözlerinden ve sözlerinden öperim. tüm sevgimi harcaybileceğim en saf insan. sevdiğim tek insan. sevgilim olan tek erkek.. kollarında uyuyacağım için heyecanlıyım. :*

kesikesintiler

nasıl olduğunu bilmediğim gibi neden olduğunu da bilmiyorum. zihnimi.. anlamıyorum. tüm o felsefik sohbetler kimin başının altından çıktı? sanmıyorum. sahiden mi gregor samsayım? sanıyorum. konuşamıyorum. ama anlatıyorum. "gözlerimle anlatıyorum anlaman lazım" dinlemelisin. kulaklarında değil, gözlerinle. konuşmalısın. ruhununla. Bu sesler susacak gibi değil. onları derin bir denizde boğmaya çalışan aptallığıma yakınışım. düşüyorum. tepeden, tepeye. bunu anlayamazsın. tanrı, sen de anlamadın. insan, sen buna bir sınır adını koydun. şeytan, sen sarıldın. adem, sen sadece izledin. havva, sen sadece ağladın. elma karardı. etrafında kelebekler uçtu. ağaç kurudu, bu bir uykuydu. yılan düştü, şeytan ağladı, tanrı anlamadı. insan şaşırdı. tanrı suçlandı. suçlayan gözlere ters düşer sesler. keskin bucak işin ehlidir. insan tüysüz bir hayvan. hem de çok çirkin. 

kesikesintiler

bugün kalbimi eski bir plak gibi
          öyle çok tersine çevirdim ki
          
          bazı şarkılar vardır
          cızırtılı bir yağmur gününü anlatır
          uzaklarda süren sarı yağmurluklu bir hayatı
          deniz bazen kendini kaldırımlara fırlatır
          o zaman bir yavru yengece bakan
          insanların şarkısı olurdu o şarkının adı
          keşke ismim iris olsaydı
          keşke ismim herkese
          sarı yağmurluğuyla koşan hayatı anlatsaydı
          
          bazı şarkılar vardır
          ellerim kocamanlaşır, tuhaflaşır
          işte o ellerimle herkese
          çamurlu şiirler uzatsaydım
          hepsi çok kirli olsaydı tanrım
          
          bazı şarkılar vardır
          kırmızı akşamsefalarını anlatır
          karanlığın kalbinde yalnız, açmanın acısını
          komşu kadınların basma elbiseli konuşmalarını
          geceyi onlar bahçeye taşırdı
          ben ne zaman öleceğim tanrım
          sabah olunca mı
          keşke birkaç dakikayı ipek mendillere sarıp saklasaydım
          irileşen, gitgide irileşen ağaç gibi
          ismi nedensizce iris oluveren bir ağaç gibi
          şu odanın ortasında dursam
          saat kuleleri dökülürdü dallarımdan tanrım
          artık sarı yaprakların ölü olduğuna inanmıyorum
          
          bazı şarkılar vardır
          kanatlarında yağmuru taşıyan kelebeği anlatır
          kırmızı bir çakmak gibi neşeli ölmek olurdu
          o şarkının adı
          ardında yalnızca nemli sigaralar bırakmanın acısı
          keşke ismim iris olsaydı
          keşke ismimin bir anlamı olmasaydı
          
          herkes çıkarsın kalbini
          o çirkin mücevher sandığından
          ve herkes onu birbirine fırlatsın tanrım
          

kesikesintiler

Seninle yıllardır biriken bir alışkanlığımız var
          Unutmak ve unutulmak bir hayli zaman alacak 
          Yarınlar önce yabancıları dost edecek bize
          Yeni, yepyeni alışkanlıklar edineceğiz
          Sen kim bilir hangi şehirde
          Ve kim bilir kiminle
          Ben upuzun bir yalnızlığın içinde 
          Günler aylar geçecek...
          Belki bir gün hiç ummadığımız bir yerde 
          Göz göze geleceğiz seninle
          Önce bir sevinç pembeliği kaplayacak yüzünü
          Sonra durulacaksın
          Sebebini çoktan unuttuğun bir sebepten ötürü
          Ayrıldığımızı hatırlayacaksın
          Gün boyu çıkmayacağım aklından,
          Birlikte gezdiğimiz yerlerde dolaşacaksın
          Şarkılarımızdan birini mırıldanırken 
          Belki de ağlayacaksın. 
          O gece; mazide kalmış güneşli bir gün
          Düşlerine dolacak
          Yüreğin burkulacak 
          Sabaha yakın saatlerde uyku terkedecek gözlerini 
          Bilmem kaçıncı sigaranın ölüsü birikirken tablada 
          Birer birer canlanacak en güzel hatıralar...
          Pişmanlık tohumları düşecek yüreğine
          Boy atıp serpilecek zamanla
          Bir özlem fırtınası deli deli esecek 
          Yeniden karşılaşma umudu
          Kim bilir ne zamana kalacak,
          Belki de hiç...
          Derler ki ayrılık ikiz kardeşidir ölümün
          Çirkin ve soğuk
          Pişmanlık ise kuvvetli bir zehir
          Acımsı ve buruk...
          
          Şimdi iyice düşün;
          Hala gitmekse muradın 
          Boşver veda faslını
          Sakın ağlama ve bir şey söyleme bana
          Hem şimdiden gözyaşı dökmek niye?
          Ayrılmakla bu sevda sanma hemen solacak
          Yarın ağlamak için çok vaktimiz olacak...

kesikesintiler

Bazen aylar, seneler öncesinden benim dahi unuttuğum dargınlıklar geliyor aklıma. Unutulmuş geçmiş şeyler ama insanın kalbi kırılıyor hala. O an özür dilenmemiş, yalnızca arada kaynamış, üstüne durulmamış oluyor. Gün geliyor birden aklına geliyor. Boğazın düğümleniyor, kızamıyorsun ama kalbin çok kırık. Söylesem, anlatsam da takılmasa artık aklıma diyorsun. Unutmuş ki, "ne diye anlattın şimdi bunu bana?" diye sorar sana. Hakkı da var, ne dersin. Sen hatırladın diye neden kendini mahçup hissetsin. Yüreğin buruk bir acıyla sızlıyor sonra, unutana kadar tekrar tazeleniyor acısı. Dünya hassas kalpler için cehennem ya, gün batarken aklına bunlar geliyor..