killth3pain

bazı şeyler canımı sıkıyor hani nasıl anlatsam takasım olunca takıyorum kafaya. ama böyle gidecek değil ya. boktan bı dünyada yaşıyor olsak da hala kedilerimiz var misali, hala umut var.

killth3pain

          
          
          
          
          franz kafka’dan felice bauer’a
          
          "sevgili felice,
          içimde fırtınalar kopsa da, sana karşı hissettiklerim her zaman sükûnetin ta kendisi oldu. senin varlığın, benim karmaşık dünyamda bir duraklama noktası, bir nefes alanı gibidir. yanındayken kelimeler anlam bulur, hayatın anlamsızlığı biraz da olsa durur. belki de sevgi, tam da bu karmaşık duygular arasında kendini gösterir: hem acı hem huzur, hem kavuşma hem ayrılık. sana olan hislerim, beni hem korkutuyor hem büyülüyor. ve her ne olursa olsun, sen benim içimde bir umut ışığısın."
          
          
          
          

killth3pain

anton çehov — "üç kız kardeş”den
          
          "insanın en büyük talihsizliği, mutluluğun çok yakınında olduğunu fark edememesidir. günler, aylar, yıllar geçer; insanlar neye sahip olduklarının farkına varmadan yaşarlar. oysa hayat, küçük anların toplamıdır; bir gülümseme, bir dokunuş, bir kelime… ve işte o küçük anlar, ruhun ışığıdır."
          
          
          ---
          ?
          
          

killth3pain

yedi defa vuruldum
          en çok perşembeleri acıdı gövdem
          ülkeler vardı yüreğimde
          hepsinde koşardı çocuklar uçurtmalara
          rüzgârlar çalındı önce
          sonra indi uçurtmalar
          hırsızları gördüm
          alınlarını siliyorlardı sabunla
          
          yedi defa vuruldum
          en çok perşembeleri acıdı gövdem
          katmanlı bir masal vardı önümde
          her yerini çizdim önce
          bir erik ağacı, bir kiraz ve vişne
          testereler uğradı önce
          sonra ezildi meyveler ve düşler
          insanları gördüm gülüyorlardı
          öldüklerini bilmeden

killth3pain

sevgileri yarınlara bıraktınız
          çekingen, tutuk, saygılı.
          bütün yakınlarınız
          sizi yanlış tanıdı.
          
          bitmeyen işler yüzünden
          (siz böyle olsun istemezdiniz)
          bir bakış bile yeterken anlatmaya her şeyi
          kalbinizi dolduran duygular
          kalbinizde kaldı.
          
          siz geniş zamanlar umuyordunuz
          çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek.
          yılların telâşlarda bu kadar çabuk
          geçeceği aklınıza gelmezdi.
          
          gizli bahçenizde
          açan çiçekler vardı,
          gecelerde ve yalnız.
          vermeye az buldunuz
          yahut vaktiniz olmadı.

killth3pain

yangınlarda bayındır kentler gibiyim:
                çiçek adlarını ezberlemekten geldim
          eski şarkıları, sarhoşların ve suçluların
                unuttuklarını hatırlamaktan
                uzak uzak yolları tarif etmekten
                haydutluktan ve melankoliden
                giderken ya da dönerken atlanan eşiklerden
                duyarlığın gece mekteplerinden geldim
                bütünlemeli çocuklarla geçti
                gençliğimin rüzgara verdiğim yılları
                dokunmaların ve iç dökmelerin vaktinden geldim.

killth3pain

boş bir çuval gibi, çalmayan bir org gibi, plastik bir çiçek, unutulmuş bir oyuncak, eski bir çerçeve gibi, hani, unutsam eşyanın gürültüsünü, nesnelerin dünyasında kendime bir yer bulsam, dediğimiz zamanlar gibi.
                kendimizin içinden yeni bir kendimiz çıkarmaya zorlandığımız anlar
          gibi.
                yeni bir iklime, yeni bir kente, bir tutukluluk haline, bir trafik
          kazasına, başımıza gelmiş bir felakete, işkenceye çekilmeye, ameliyata
          alınmaya
                kendimizi hazırlar gibi.
                yani dayanmak ve katlanmak için silkelerken bütün benliğimizi
                ama öyle sessiz baktığımız duvarlar gibi olmaya çalışırken,
                ve kazanmış görünürken derinliğimizi
                ne zaman ki, yeniden canlanır bağışlamasız belleğimizde
                bir anın, yalnızca bir anın bütün bir hayatı kapladığı anlar
          o tiktaklar kadar önemsiz kalır şimdi
                hayatımıza verdiğimiz bütün anlamlar.

killth3pain

böyle zamanlarda her şey birbirinin yerini alır
                çünkü her şey bir o kadar anlamsızdır
                içinizdeki ıssızlığı doldurmaz hiçbir oyun
                para etmez kendinizi avutmak için bulduğunuz numaralar
                bir aşkı yaşatan ayrıntıları nereye saklayacağınızı bilemezsiniz
          çıplak bir yara gibi sızlar paylaştığınız anlar, eşyalar
                gözünüzün önünde durur birlikte yarattığınız alışkanlıklar
                korkarsınız sözcüklerden, sessizlikten de; bakamazsınız aynalara,
          çağrışımlarla ödeşemezsiniz
                dışarıda hayat düşmandır size
                içeride odalara sığamazken siz, kendiniz
                bir ayrılığın ilk günleridir daha
                her şey asılı kalmıştır bitkisel bir yalnızlıkla

killth3pain

şimdi biz neyiz biliyor musun?
                yıkıntılar arasında yakınlarını arayan öksüz savaş çocukları
          gibiyiz. umut ve korkunun hiçbir anlam taşımadığı bir dünyada bir
          şey bulduğunda neyi, ne yapacağını bilemeyen çocuklar gibi.
                artık hiçbir duygusunu anlamayan çocuklar gibi
                ve elbet biz de bu aşkla büyüyecek
                her şeyi bir başka aşka erteleyeceğiz.