Hayatım boyunca hızlı yürüdüm; çünkü geç kalmaktan ve hayatı ıskalamaktan korkuyordum. Bedenim yavaşlamamı söyledi ancak ben hiç dinlemedim; ayaklarımdaki ağrıyı görmezden geldim ve yürümeye devam ettim.
Bedenimi dinlemeyip hızlıca yürürken birden ayaklarım kilitlendi, kendimi yerde buldum. Kalkmaya çalıştım ama ayaklarım ne yaparsam yapayım hareket etmiyordu. İnat ettim, denemeye devam ettim; kalkmayı başardım ama her kalktığımda öncekinden daha sert düştüm. Dizlerim yara içindeydi, görmezden geldim, denemeye devam ettim ve şimdi yapabildiğim tek şey benden uzaklaşan hayatı seyretmek...
İnsanlar yanımdan geçip gidiyor; herkesin kendi ritmi var. Bazıları hızlı, bazıları yavaş; onlar da hayata yetişmeye çalışıyor ve başarıyorlar. Ben acı içinde kıvranırken onlar hayata yetişiyorlar. İlk zamanlar anlayamamıştım: Onlardan hızlı gitmeme rağmen neden hayatı ıskalamaya devam ediyordum? Bilmiyordum ama şimdi anladım.
Onlar kendi ritimlerine sahipti; kendi yollarında, kendi ritimleriyle yürüyorlardı. Yavaş olanlar yetişememekten korkmuyordu; çünkü biliyorlardı ki doğru zamanda ritimleri hayatın ritmine ulaşacaktı. İşte tam o an anladım: Benim hayatı ıskalamamın nedeni, kendi ritmimde yürümemiş olmaktı. Şimdi bu boş sokaklarda ritmimi hatırlatacak şeyler arıyorum. Eski bir anı, eski bir dost, eski bir şarkı... Fark etmez; ben sadece kendi ritmimi bulmak istiyorum.
Ve kısa bir not
Eğer siz de size ait olmayan bir ritimle yürüyorsanız durun; durun ve kendi ritminizi bulun.