Bizim öyle büyük bir aşkımız yoktu. Bu sadece benim aşkımdı. Onu neden sevdiğimi bile bilmeden sevdim.
Yakışıklı bir çocuk değildi, parası yoktu, zeki değildi. Ama benim gözümde dünyadaki en mükemmel adam oydu. Arkadaşlarıma göstermeye çekinirdim konuşuyorken. Çirkin bulacaklarını biliyordum çünkü.
İkimiz de oldukça tecrübesizdik bu konularda. Ne el ele tutuştuk, ne sarıldık ne de birbirimizi öptük. Hani derler ya büyük sevdalarda işin içinde cinsellik olmaz diye, o mevzu benimki de. Bütün saf duygularımla sevdim onu.
Onun aslında beni umursamadığını anladığım zaman dünyam başıma yıkıldı. Ben neşeli bir kızdım öncesinde. Hayat doluydum. Çevreme neşe saçardım. Şimdi sanki ruhum çekilmiş gibi, sanki her nefes alışımda ciğerlerim batıyor gibi. Kalbim acıyor. Haftalarca yemek yiyemedim, hepsini kustum.
Kafamdaki sesler asla susmadı.
Eğer daha güzel olsaydın,
Eğer daha zayıf olsaydın,
Eğer daha cilveli olsaydın,
Eger daha açık giyinseydin,
Eğer öpüp koklasaydın,
Yine de seni bırakır mıydı?
Sevilmeye layık biri değilim. Ben bile kendimi sevemiyorum. Ama uğruna savaşılacak biri olmayı, birinin beni nedensizce sevmesini, insanların arasında kendim olduğum için yargılanmaktan korkmadan yaşamayı o kadar cok isterdim ki.
Çevremdekiler güzel olduğumu söylüyorlar. Ben aynada gördüğüm yansımayla dışarıda hoşlandığım birini bile göstermeye utanıyorum.