annem...
bazen adını bile icimden gecirmeye korkuyorum. Cunku o kelimenin sicakligini hissetmem gerekirken, icimde yalnızca soguk bir yankı bırakıyor. Evde onun sesi, melodi gibi degil; sanki duvarlari tirmalayan gürültü gibi yankılanıyor. Her kelimesi, kalbimin üzerine ince ince yara gibi işliyor.
Ne yaptım bilmiyorum. Gercekten bilmiyorum. Yıllardır düşünüyorum; kendimi sorguluyorum. Fakat hiçbir cevap cikmiyor bu sorudan. Görünürde bir suçum yok ama bakışlarında, sanki varlığım bile bir hayat gibi.
Ben sadece sakin bir hayat sürmek istiyorum. Kendi halimde. Yardim etmeye, iyi kalmaya çalışıyorum ama karşılığında hep aynı duvar; soguk, kirici, beni küçümseyen bir duvar. Ve her defasında icimden bir sey daha eksiliyor.
Annemi kaybetmiş gibiyim, ama o hala burada.
Yanımda duruyor, konuşuyor, hatta bazen gülümsüyor. Ama bana değil, bana ait hiçbir şeye değil.
Varla yok arasında bir boşlukta nefes alıyorum artık.
Ve o boşluk, her gecen gün biraz daha büyüyor içimde.