boğuluyorum Hülya, kusamadığım cümleler sıkıyor boğazımı, nefes alamıyorum. pencerenin önünde saat bilmem kaçta, tırnaklarım kanatıyor avuç içlerimi. öptüğün yerler kanıyor, akan her damla bir veda. yazamıyorum Hülya, anlatamıyorum kendimi, kalemimin nefesi kesiliyor. ne bir harf sığıyor kağıda ne de içimdeki bu savaş bitiyor. nolur anla şu yarım yamalak kırık dökük cümlelerimi. ve şimdi pencereyi açıyorum yıldızları görmek umuduyla, lakin ecel bulutları sarmış gökyüzünü. tokat gibi sert rüzgârlar çarpıp sarsıyor bedenimi, dizlerim bükülüyor, direniyorum düşmemek için. çünkü biliyorum, düşersem kalkamam Hülya. kurtar beni bu bataklıktan. susmuyor kafamdaki tilkiler. zihnim bir muharebe alanı, kelimeler birbirine kurşun sıkıyor. canım cayır cayır yanıyor o sobanın ateşinde, küllerim bile sana savruluyor.