lavinya_kokum

Yorum ve begenilerimiz Osmanlı gibi düşüşe girdi maşallah 

lavinya_kokum

Kanalda olmayanlar için burda atıyorum.
          
          
          SAVCI ve YÜZBAŞI ( S/Y) YENİ BÖLÜM ALINTI 
          
          "Yukarı çıkalım," dedim sesimin titremesine engel olmaya çalışarak. "Çocuk uyanmasın."
          
          Kızlarla birlikte eve geçtik, lojman dairesinin kapısını açarken içimdeki o buruk sızı her adımda daha da katlanıyordu. Alp Yiğit kucağında uyuyan çocukla içeri girdi.
          
          "Gel, yatır buraya," dedim, oturma odasındaki geniş koltuğu işaret ederek. Sesim, boğazımdaki o düğüm yüzünden olduğundan daha yorgun çıkmıştı.
          
          Alp Yiğit çocuğu koltuğa bırakmak yerine etrafına bakındı. "Kanepeden düşer bu şimdi, sağı solu belli olmaz," dedi kaşlarını hafifçe çatarak. Sonra yere, halının üzerine baktı.
          
          "Minder falan verin, yerde yatsın. Hem daha güvenli olur hem de sırtı rahat eder."
          
          Ona bakarken, bu kadar sert bir adamın tanımadığı bir çocuk için bu ince detayları düşünmesi içimi bir kez daha sızlattı.
          
          "Yerde soğuk almasın enişte," dedi Nesrin, dolaptan hemen birkaç kalın battaniye ve minder çıkarmaya koyularak.
          
          "Saçmalamayın ya," dedim, Alp Yiğit'in o aşırı korumacı ama biraz askeri usul çözümüne hafifçe çıkışarak. Kanepenin mekanizmasını çekip yatak haline getirdim. "Kanepeyi açtım işte, daha geniş oldu."
          
          

lavinya_kokum

Nesrin'in getirdiği kalın minderleri de kanepenin tam önüne, halının üzerine boydan boya serdim. "Düşerse de minderin üzerine düşsün, bir şey olmaz," dedim.
          
          Alp Yiğit, kucağındaki çocuğu sarsmamaya çalışarak yavaşça kanepenin üzerine bıraktı. Çocuk, sanki o güvenli kollardan ayrılmak istemiyormuş gibi bir an mırıldandı, ayıcığına daha sıkı sarıldı ama sonra uykunun ağırlığına yenik düşüp yerleşti.
          
          Alp Yiğit dizlerinin üzerinde doğrulup bir süre çocuğun yüzünü izledi. O anki bakışları o kadar tuhaftı ki; içinde hem bir yabancılık hem de tarifi olmayan bir merhamet vardı. Elini çocuğun başına götürecek gibi oldu ama sonra sanki yakalanmış gibi hızla geri çekti.
          
          "Üzerini örtün, üşümesin," dedi ayağa kalkarken.
          
          Alp yiğit çocuğa bakıp derin bir nefes aldı.
          
          "Melih haklıydı," dedim sesini düz tutarak.
          
          "Hangi konuda?" dedi.
          
          "Kucağına çocuk yakıştı," dedim. Bunu neden, ne amaçla dedim bilmiyorum ama içimde bir yerde yine yarım kalmışlık kanadı.
          
          "Öyle mi?"
          
          "Öyle," dedim.