Yarın ilk işim bölüm düzenleyip atmak olacak ama önce şöyle son bir duyuru yapayım;
Bir kaç bölüm yan karakterlerimiz yok mesela Gaye ve Yaman filan var ama az az artık çünkü tamamen olaylar odaklı yazıyorum sonra bol bol yan Karakter okuyacağız zaten.
Ve TUNGA ailesinin sorunu var malum Afran Amca öldü sorunlar çoğaldı onunla şöyle bir alıntı atayım size
"Yok, beni bulaştırmayın!" dedi Azade abla, sanki elindeki zarf bir kağıt parçası değil de avucunu yakan bir kor ateşmiş gibi onu masanın ortasına doğru itti. Gözleri dolmuştu, omuzları bu yükün ağırlığıyla iyice çöktü.
"Ben hayatım boyunca babamın gölgesinde, evde oturup çocuk bakarak, mutfakta ömür tüketerek yaşadım," diye devam etti sesi titreyerek. "Şimdi bana gelmiş 'imparatorluk yönet' diyorsunuz. Ben daha kendi hayatımı yönetememişim, koskoca otelleri nasıl çekip çevireyim? Alp Yiğit, sen varsın, Azad var... Bu iş sizin işiniz, benim değil."
Amira tam ağzını açıp bir şey söyleyecekti ki, Yekta amcam araya girdi. Oturduğu sandalyede hafifçe öne kaykılıp o zehirli ama gerçekçi sorusunu sordu
"İyi de güzel yeğenim, abim vasiyeti kişiye özel bırakmış. Sen 'yokum' dersen o mallar ne Alp Yiğit'e geçer ne de Azad'a. Abim oraya bir şerh düşmüş; Azade yönetmezse, tüm varlık bir vakfa devredilecek ve aileden kimse bir kuruş alamayacak. Yani senin bu 'yokum' demen, kardeşlerini ve anneni beş parasız bırakman demek."
Salona bir kez daha o ağır, boğucu sessizlik çöktü. Azade ablamın yüzündeki o korku yerini büyük bir dehşete bıraktı. Babam sadece onu görevlendirmemiş, hepimizi onun vicdanına hapsetmişti.