SERDENGEÇTİ 21. BÖLÜM: AVCININ ELİNDEKİ KANLI
"Baran'ın bebeğinizle ilgisi olup olmadığını merak ediyordun, değil mi?" Dedi Kaan Binbaşı, bana. Sustum, kalbim ağzımda atarken devam etmesini bekledim. "Ben sana anlatayım o zaman," diye devam etti. "Bebeğinin düşme sebebi, Baran'ın ihanet ederek Kuzey Irak'a gitmesi ve Savaş'ın da onun peşinden giderek seni yalnız bırakması." Öfkeyle karışık sinir bozukluğuyla kaşlarını kaldırdı. "Nasıl?" Diye sordu ben hayal kırıklığıyla kalbimi bin parça hissederken. "Hâlâ daha kabullenemediğin gerçeği beğendin mi? Kızının katilinin kaçmasına, yaşamasına müsaade etmek; şehit babanı katledenlerin yoldaşına destek olmak seni mutlu etti mi?"
Bu yükü bana veremezlerdi, bu kadarını taşıyabilecek gücüm yoktu.
Aldığım nefes bile titredi, tüm timin karşısında birer damla daha yaş aktı gözlerimden.
"Biz, Baran yüzünden kaç şehit verdik senin haberin var mı?!" Diye kükredi Kaan Binbaşı. Öfkesi de nefesi gibi yüzüme çarptı, gözlerim utançla kapandı. "Emre itaat etmeyeceksen burada işin ne?! Bir orospu çocuğuna verdiğin şans, kaç vatan evladını daha bizden alacak, haberin var mı?! Senin saçma sapan hayal dünyan uğruna kimler canından, kimler evladından olacak?! Baban da dahil binlerce şehidin kanına sahip çıkacak yüreğin yoksa bu mesleği yapmayacaksın, Akdoğan!"
Savaş'ın, "Komutanım!" Uyarısını duydum, hemen ardından ise benim kolumu tutarak arkaya çektiğini ve Kaan Binbaşı'ya karşı önüme geçtiğini hissettim. Gözlerim açıldığında Kaan Binbaşı'yla değil, Savaş'ın sırtıyla göz göze geldim. Kolumu tutan elini sakince indirdi ve parmaklarını parmaklarıma sıkıca kenetledi. "Yeter bu kadar," diye devam etti daha kısık ama aynı öfkeli sesiyle. "Hata yaptıysa yaptı, uzatmanın lüzumu yok."
"Neyi yumuşatıyorsun lan sen?!" Diye Savaş'a da yükseldi Kaan Binbaşı. Tüm tim sessizce bizi izliyordu, hiçbirinin yüzüne bakamıyordum. "Bir teröristi göz göre göre serbest bırakmış, neyi yumuşatıyorsun?!"