lithosverth

o, yalnız ağaran tanyerini görüyor 
          	ben, geceyi de 
          	sen, yalnız geceyi görüyorsun, 
          	ben ağaran tanyerini de.

lithosverth

hoyrattır bu akşamüstüler daima. gün saltanatıyla gitti mi bir defa, yalnızlığımızla doldurup her yeri, bir renk çığlığı içinde bahçemizden, bir el çıkarmaya başlar bohçamızdan, lavanta çiçeği kokan kederleri; hoyrattır bu akşamüstüler daima.
          
          

lithosverth

unuttum. 
          bir koridordaydık, gelip geçiyorlardı, senin yanında biri dikiliyordu, bir başkası beni bekliyordu az ileride, sen bir kapının önündeydin, kapının odasında onlar vardı, bize bakmaya bayılırlardı, unuttum bütün bunları.

lithosverth

gözlerine bakarken hatırlamıyordum, unutabildiğimiz için bakışabildiğimizi. 
            ve anımızı, derinleşmesinden, büyüyüp her yeri kaplamasından korktuğum için kısa kestiğimi hatırlamıyordum yürüyüp giderken.
            gözlerine yazık.
            gözlerime yazık.
            görünce parladığı, anladığı gözleri her ihtiyaç duyduğunda bulamadığı için karşısında.
Antworten

lithosverth

            unutmadan yaklaşamazsın çünkü öyle, gözüme dikemezsin gözünü, bana gözlerindeki benekleri saymak için o kadar uzun bir fırsat veremezsin. benden gerçek dünyanın orta yerinde öyle şefkat bekleyemezsin, beni uluorta önemseyemezsin. sen unutmadığın zamanlarda hep tedirginsin. bense sabrı sevmeden eden cüretkâr görünümlü korkak.
            
Antworten

lithosverth

beni gör diye durdum önünde, başını kaldırınca hemen yanaştın, o kadar zaman uzak kaldıktan sonra bir adım geride bir saniye daha duramazdın. sen de hakkını vere vere unuttun ama, bana öyle geldi, bir koridorda olduğumuzu unuttun. 
            
Antworten