hepsini berbat eden her zaman senmişsin gibi göründü. aslında, yalan yok, suç hem sende hem bende, üstelik belki yarı yarıya bile olabilir. ama öyle ya da böyle ben aramızdaki her şeyin bitmesinden daima seni sorumlu tuttum. belki de böylesi daha katlanılabilir geliyordu, bilemiyorum. ama işte bunu yaptım. seni suçlamak, seni anlamaktan daha kolaydı. anlamak için çaba sarf etmeye değecek bir yanın var mı, ondan da emin değilim gerçi. yine de içinde bana karşı taşıdığın koşulsuz sevgi kimseye fark ettirmeden toz olup havaya karıştığından beri attığım her adımda yerden parçalarımı topluyorum. sanki onu bizzat kendi ellerimle göğsünden çekip almamışım gibi utanmadan bir de sebebini sorguluyorum bazen. beni artık sevmediğini anladığım günden beri kendimi artık sevemiyorum. bugün yine ağlıyorum, kısacası. bir bütün aya kalmadan seninle tekrar yüz yüze geleceğiz. işte o zaman ne yapacağımı bilmiyorum. o yüzden, masamın başında bir şeyler karalarken kimseye fark ettirmeden sessizce ağlıyorum. sana değil, bana değil, bize değil. seni kaybedişime değil. bu akşam, sevilmeyişime ağlıyorum. onu seven son kişiyi de kaybettikten sonra insandan geriye ne kalır?