lysensaglante

my rose garden dreams, set on fire by fiends
          	and all my black beaches, are ruined

lysensaglante

o yaşasaydı hüznüyle yaşardı
          –sonra?
          
          sonra her şeyi
          bir rüyaya yazdı.
          –rüyaya mı, mermere mi
          ya da belki taşa?
          
          doğru, bu kadar telâşa
          ne gerek vardı? 
          günler seyir, geceler temâşâ
          ile geçti...
          
          yaşanmamış anıların
          vardı, ne oldu?
          –kayboldu bir talanda!
          şiirlere bulaşa bulaşa...

lysensaglante

Evet, ilkbaharların ihtiyacı vardı sana. Beklemişti bazı yıldızlar senin tarafından sezilmeyi. Kabarıp gelmişti bir dalga geçmişten ya da geçerken sen açık pencerenin önünden, vermişti kendini bir keman. Bütün bunlar görevindi. Ama üstesinden geldin mi? Hâlâ beklentilerle dolu, dalgın değil miydin, sanki her şey sana bir sevgiliyi müjdeler gibi?

lysensaglante

(Nereye koyacaksın ki onu, değil mi ki görkemli, yabancı düşünceler hep gelip gider sana ve geceleri de sık sık sende kalırlar.)
Reply

lysensaglante

“Hakikat ayaklarınızı sürekli açıkta bırakan bir yorgan gibidir! Uzatırsın, çekersin, ama bir türlü hiçbirimizi örtmez. Tekmelersin, vurursun, ama yetmez. Ağlayarak dünyaya geldiğimiz andan, öldüğümüz ana kadar; biz ağlayıp inleyip feryat ederken o yalnızca başımızı örter!”

lysensaglante

“Seni gördüğümde çocukluğumda dinlediğim bir masalı hatırladım. Bir İran masalında, sevdiği kadını yüzyıllarca aynı ruhla başka bedenlerde arayan bir adam anlatılır. Adam sonunda yüzyıllardır aradığı kadını uzak ülkelerin birinde bulur. Ona, güneşli bir gökyüzü altında birlikte toprak işlemek istediğini anlatır. Kadın sadece gülümser ve uzak ülkesinde yaşamaya devam eder. Seni ilk gördüğümde sıcak bir ülkede benimle birlikte toprak işlemeyeceğini, kendi dünyanı bana taşımayacağını biliyordum. Yine bana gülümsediğinde biliyordum ki ben yüzyıllardır yeryüzünde seni aramışım.”

lysensaglante

M. G/13 Haziran 1993
            Paris, Pont de L'alma'nın üzerinde,
            Eiffel'in yarısı sisler arasında
            yokmuş gibi görünürken...
Reply