mappartient

şahidim ben güzelliğine, sen çirkinleşsen de olur. kefilim ben dürüstlüğüne, sen yalan söylesen de olur. gitme sakın aklımdan uzağa, akıl mı kalır? ruhum telef olur.

mappartient

ben toprağım kapkara, sen basarsan gül bahçesi olur. ez beni kıyamete kadar ama gölgeni eksik etme ne olur.
Reply

mappartient

şahidim ben güzelliğine, sen çirkinleşsen de olur. kefilim ben dürüstlüğüne, sen yalan söylesen de olur. gitme sakın aklımdan uzağa, akıl mı kalır? ruhum telef olur.

mappartient

ben toprağım kapkara, sen basarsan gül bahçesi olur. ez beni kıyamete kadar ama gölgeni eksik etme ne olur.
Reply

mappartient

iki kalp arasında en kısa yol. birbirine uzanmış ve zaman zaman ancak parmak uçlarıyla değebilen iki kol. merdivenlerin oraya koşuyorum. beklemek gövde kazanması zamanın. 

mappartient

çok erken gelmişim, seni bulamıyorum. bir şeyin provası yapılıyor sanki. kuşlar toplanmışlar göçüyorlar. keşke yalnız bunun için sevseydim seni.
Reply

mappartient

daha gece kendini sabahın kollarına bırakmamış, masanın üzerinde duran sigara paketime uzanmış ve içinden bir tane çıkarıp yakmıştım. penceremin camını tıkırdayan rüzgar geldiğinin habercisiydi.

mappartient

öylece seni düşündüm, her bir ayrıntına kadar seni düşündüm.
Reply

mappartient

sigaramın dumanı tüm odayı sarmışken, sıcaklığı parmak uçlarımı ısıtıyordu adeta. bir an duraksamış olan vücudum sanki biraz çaresiz, yorgun ve ölü gibiydi. karışmış bir sürü düşünce kurcalamıştı, aklımı.
Reply

mappartient

senin bu ellerin diyorum, açık bir bahçe kapısı ve tuvalden kelâma uzun bir yol haritası. bir dolu şenlikse eğer dünya, senin ellerin yerli yerinde frida.

mappartient

senin bu ellerin diyorum, apansız bir yaz iklimi ve odadan odaya iyi geceler müziği. hayatın hüznü bir vedaysa eğer, senin ellerin derman yerine frida.
Reply

mappartient

neye dokunsak, orası çamurlu gece. nereye baksak, oradan bir rüzgâr geliyor yüzümüze, çürümek de böyle bir şey frida, eşyalar yalnızlaşır, kapanır kapılar ve tavan batar tenimize. cıvıl cıvıl günlerin rüyası giriyor uykumuza. saçlarınla konuşuyoruz, biraz gül kokuyor. ama daha çok kül, durmadan
Reply

mappartient

bütün mektupları unut frida, bazı gerçekler vardır, bıçağın ucu kadar sıcak. gitmek istediğimiz yerler vardır, gömülmek istediğimiz şarkılar. oysa dürüst bir hayat için yaşlanıyor herkes ve anılar, adresi silinmiş evlerde saklanıyor. belki unutmayı beceremiyoruz frida, aklımızda hep eski sözlerin yükü.
Reply

mappartient

seziyorum ki kaçacaksın. yalvaramam koşamam ama sesini bırak bende. biliyorum ki kopacaksın. tutamam saçlarından ama kokunu bırak bende. 

mappartient

ayrımsıyorum ki unutacaksın. acı kurşun bir okyanus ama tadını bırak bende. nasıl olsa gideceksin. hakkım yok durdurmaya ama kendini bırak bende.
Reply

mappartient

anlıyorum ki ayrılacaksın. çok yıkkınım yıkılamam ama rengini bırak bende. duyumsuyorum ki yiteceksin. en büyük acım olacak ama ısını bırak bende. 
Reply

mappartient

yaşlarını saklama benden. göster bana o taneleri de hepsini tek tek ezberleyeyim. eğer bir gün gitmek istersem senden ya da sadakate ters düşerse aklımdaki tek bir düşünce. onları hatırıma getireyim. 

mappartient

ve imkânsız olsun gidişler senin yüreğinden. ve imkânsız olsun görmek kırıklar gözlerinde. bırak ihtimalleri öldüreyim yaşlarının her biriyle. bırak sensizlik imkânsız olsun. 
Reply