44.Bölüm Alıntısı… (Final)
Bembeyaz elbisemin saf ışıltısında, içimdeki barışı ve mutluluğu görebiliyordum. Yolun sonu belki en zorlayıcı, en karmaşık bölümlerden geçmişti, ama sonunda varılan yer aydınlıktı. Yüreğimde bir ferahlık, bir kabullenme ve şükür hissi vardı. Çünkü yol her anıyla, her zorluğuyla güzeldi. Ve işte bu yüzden, aynada gördüğüm yansıma, hayatın bana sunduğu tüm hikayenin bir zaferiydi.
Tüm zorluklara, tüm acılara değmişti. Çünkü sonunda ışığa, aydınlığa ulaşmıştım. Ve şimdi, aynada bana bakan yansımamla birlikte, bu yolculuğun her adımını, her anını minnetle ve sevgiyle hatırlıyordum. Bu yolculuk, beni ben yapan, beni bu ana getiren yoldu.
Ve sonunda, aydınlık vardı.
Telefonu açtığım anda Demir'in sesi, içimdeki tüm karmaşayı silip süpürdü. "Güzelim?" dediğinde, o iki kelimeyle buldum huzurumu, mutluluğu ve aşkı. Sesi, her zaman olduğu gibi bana bir kalkan gibiydi; bütün endişelerim bir anda kayboldu. Sanki yalnızca o sesin yankısıyla, bütün dünya daha parlak, daha güvenli hale geliyordu.
"Sevgilim?" diye karşılık verdiğimde, o an yüzündeki gülümsemeyi hissettim. Onun sesi, tıpkı elini tutar gibi bana güç veriyor, içimdeki güvensizlikleri bir bir silip atıyordu. Ne yaşanmış olursa olsun, onun yanında her şey daha kolaydı.
"Hazır mısın?" diye sordu, tereddütsüz. O an sesindeki kararlılık ve heyecan kalbime dokundu. Tüm belirsizliklerin ötesinde, yalnızca onun sesinde, varlığında bulduğum o güven vardı.
"Hazırım sevgilim," dedim, ben de tereddütsüz. İçimde kelebekler uçuşuyordu; her şeyin yeni başladığını hissettiren bir heyecan.
Biz vardık, ve 'biz' dediğimiz şey, her zaman güçlü, her zaman sabit kalmıştı. Ne olursa olsun, bu 'biz' duygusu bizi bir arada tutuyordu.
Biz diye bir kavram vardı.