melanxalik

Lanetlenmişim gibi hissediyorum. Sanki görünmeyen bir mühür vurulmuş ruhuma; adım attığım her yerde yankılanan sessiz bir ağırlık var üzerimde. Ne geçmiş peşimi bırakıyor ne de gelecek bir adım yaklaşıyor. Zaman bile tiksiniyor benden bazen; geçiyor gibi yapıp yerimde bırakıyor beni.
          	
          	İçimde taşıdığım karanlık artık bana ait değil gibi. Büyümüş, şekil değiştirmiş, kendi iradesiyle nefes alıyor. Ben sadece kabuğuyum artık; içinde yaşayan yabancının ne yapacağını bile bilmediğim bir ten kafesi.
          	
          	Lanet gibi, evet.
          	
          	Ama bir başkası tarafından konulmuş değil; kendi ellerimle kurduğum, kendi seçimlerimle ördüğüm bir lanet bu. Bir özlem gibi başlayan, bir esarete dönüşen şey.
          	
          	Kaçmak mümkün değil.
          	
          	Çünkü nereye gitsem, kendimi de sürüklüyorum ardımdan.
          	
          	Ve bazı ağırlıklar var ki, beden taşımıyor artık. Ruh çöküyor. İçeriden, sessizce.

melanxalik

Lanetlenmişim gibi hissediyorum. Sanki görünmeyen bir mühür vurulmuş ruhuma; adım attığım her yerde yankılanan sessiz bir ağırlık var üzerimde. Ne geçmiş peşimi bırakıyor ne de gelecek bir adım yaklaşıyor. Zaman bile tiksiniyor benden bazen; geçiyor gibi yapıp yerimde bırakıyor beni.
          
          İçimde taşıdığım karanlık artık bana ait değil gibi. Büyümüş, şekil değiştirmiş, kendi iradesiyle nefes alıyor. Ben sadece kabuğuyum artık; içinde yaşayan yabancının ne yapacağını bile bilmediğim bir ten kafesi.
          
          Lanet gibi, evet.
          
          Ama bir başkası tarafından konulmuş değil; kendi ellerimle kurduğum, kendi seçimlerimle ördüğüm bir lanet bu. Bir özlem gibi başlayan, bir esarete dönüşen şey.
          
          Kaçmak mümkün değil.
          
          Çünkü nereye gitsem, kendimi de sürüklüyorum ardımdan.
          
          Ve bazı ağırlıklar var ki, beden taşımıyor artık. Ruh çöküyor. İçeriden, sessizce.

melanxalik

christian gaubert - la lecon particuliere.

melanxalik

@ melanxalik  ortalıkta dolaşan çocuklara bakıyorum, insanlar yüzlerinde gülümseme ve sevecen tavırla izliyor küçük çocukları. Yine o kötü bakışları hissediyorum üstümde. Çocuklarda hiç sevilmez mi? Sende bir zamanlar çocuktun. Gibisinden kınayışları takılıyordu kulaklarıma. Sahi bende çocuktum değil mi? O yüzden bu çocukları gördüğümde gözlerim önünde canlanıyor o görüntüler. 
            
            Sonda bir çocuk ilişiyor genç kızın gözlerine. Bembeyaz yuvarlak yüzü, iki yandan örülmüş sarı saçları, mavi parlayan gözleri ve şekeri andıran al kırmızı yanakları olan küçük çocuğu gördü. Uzun uzun baktı öyle, tanıdık manzaraydı. Maziden kalma anılar, yaşanmışlıklar üşüştü beynine. Örgülü saçları beyaz tokalarla sabitlenmiş, üzerinde düzenli okul formasıyla ilk okul günü olan küçük kız yanında annesiyle birlikte yürüyor ve bir anda önünde babasını görüyor. Aylar, hatta yıllarca azar yiyeceğini bilmeden koşuyor babasına doğru. Sonra başka bir görüntü geliyor... Karanlık bir oda ve arka planda duyulan bağırışlar, kırılan cam sesleri. Elleri ile bile kapatamıyor kulaklarını, annesi çağırırsa ve duymazsa sonu olurdu çocuğun, biliyordu. Ve tekrar yeni bir görüntü... Küçük çocuk olduğu yerde cılız bedeniyle titriyor neden sinirlendiği belli olmayan sevgili annesini izliyordu. Korkuyordu kafasını kaldırmaya, kızardı annesi onuda bilirdi. Sonra her şey bir anda oldu. Yüzüne kapanan yastık ve zorlanan nefes alışları... Genç kız kafasını iki yana sallamaya başladı. Önünde ne bir çocuk, ne kızgın bir anne, ne de başka bir şey yoktu bu kez. Kaldırım kenarında durmuş geçen arabaları izliyordu fark etmeden. Kendi kendine düşündü genç kız. Aslında çocukları değilde, çocukluğunu sevmiyordu. O çocukları görünce aklına gelen çocukluğunu sevmiyordu.
Reply

melanxalik

Farazi & Kayra - Alt geçit.

melanxalik

@ melanxalik  "Sobalı evlerin beton zeminlerinde saklan." 
            
            "Bu gün biraz daha yüksek görünüyor karanlık gölgeler... 
            Ya ağaçlar büyüdü, ya da ben küçüldüm. Kim biliyor, belki de bu gölgeler kimisinin sakladığı hüzündür.  Belki bir annenin, belki işten yorgun gelmiş bir babanın, belki de oyuncağı elinden alınmış bi çocuğun hüznü. 
            Dur bir dakika. Unutmuşum ben. Hayat bu kadar masum değildi değil mi?! Son dediğim biraz komik kaçtı..."
            Söyledi düşüncelerinde kaybolmuş genç. Ruhunu yitirmiş ölü bir kahkaha firar etti dudaklarından, arkadaş olduğu soğuk duvarlara karşın. Tekrardan yineledi acı gerçekleri.
            "Hayat bu kadar masum değil. Çocuklar elinden alınmış oyuncak bebek için hüzünlenecek kadar şanslı değiller."
Reply