@ melanxalik ortalıkta dolaşan çocuklara bakıyorum, insanlar yüzlerinde gülümseme ve sevecen tavırla izliyor küçük çocukları. Yine o kötü bakışları hissediyorum üstümde. Çocuklarda hiç sevilmez mi? Sende bir zamanlar çocuktun. Gibisinden kınayışları takılıyordu kulaklarıma. Sahi bende çocuktum değil mi? O yüzden bu çocukları gördüğümde gözlerim önünde canlanıyor o görüntüler.
Sonda bir çocuk ilişiyor genç kızın gözlerine. Bembeyaz yuvarlak yüzü, iki yandan örülmüş sarı saçları, mavi parlayan gözleri ve şekeri andıran al kırmızı yanakları olan küçük çocuğu gördü. Uzun uzun baktı öyle, tanıdık manzaraydı. Maziden kalma anılar, yaşanmışlıklar üşüştü beynine. Örgülü saçları beyaz tokalarla sabitlenmiş, üzerinde düzenli okul formasıyla ilk okul günü olan küçük kız yanında annesiyle birlikte yürüyor ve bir anda önünde babasını görüyor. Aylar, hatta yıllarca azar yiyeceğini bilmeden koşuyor babasına doğru. Sonra başka bir görüntü geliyor... Karanlık bir oda ve arka planda duyulan bağırışlar, kırılan cam sesleri. Elleri ile bile kapatamıyor kulaklarını, annesi çağırırsa ve duymazsa sonu olurdu çocuğun, biliyordu. Ve tekrar yeni bir görüntü... Küçük çocuk olduğu yerde cılız bedeniyle titriyor neden sinirlendiği belli olmayan sevgili annesini izliyordu. Korkuyordu kafasını kaldırmaya, kızardı annesi onuda bilirdi. Sonra her şey bir anda oldu. Yüzüne kapanan yastık ve zorlanan nefes alışları... Genç kız kafasını iki yana sallamaya başladı. Önünde ne bir çocuk, ne kızgın bir anne, ne de başka bir şey yoktu bu kez. Kaldırım kenarında durmuş geçen arabaları izliyordu fark etmeden. Kendi kendine düşündü genç kız. Aslında çocukları değilde, çocukluğunu sevmiyordu. O çocukları görünce aklına gelen çocukluğunu sevmiyordu.