methcezir
yaza evleniyorum kocaeli yakınında olup gelmek isteyenler iletişim bilgilerini yazabilir
@methcezir
2
Works
0
Reading Lists
1.5K
Followers
yaza evleniyorum kocaeli yakınında olup gelmek isteyenler iletişim bilgilerini yazabilir
yaza evleniyorum kocaeli yakınında olup gelmek isteyenler iletişim bilgilerini yazabilir
nick wilde seksiliği diye bir şey var dostlar
Yüzünse sigara değil, bir ömür yaktırırdı.
beni niye sevmedin, kim var kim gönlünde
Geceyi bir türlü kapatamıyorum, sanki bütün şehir lambalarını dahi söndürsem de senin adın açık kalıyor bir yerlerde. Duvarlar nefes alıyor, kalbim sayıyor seni, kaç adımda gittiğini, hangi kelimede vazgeçtiğini, hangi susuşta beni bıraktığını. Aşk dediğin şey, insanın kendini unuttuğu bir ezbermiş. Şimdi ezberim bozuldu, her şey tek tek hatırlatıyor senin yokluğunu. Ayrılık, “bitti” demek değilmiş, birlikte konuşmayı öğrenmiş iki insanın artık yalnızca susmasıymış meğer. Sana söyleyemediğim ne varsa gecenin omzuna bıraktım. Belki taşır, belki çöker. Gülüşünün o naif tınısı kulağımda değil, daha derinde, kanımın dolaştığı damarların en içerisinde. Kendime kızıyorum bazen, belki de seni yeteri kadar sevmeyi başaramadığım için, senden sonra da nefes alabildiğim için. Çünkü insan, sevdiği gidince biraz ölür sanıyor, oysa yaşamak daha ağır bir ceza değil midir? Zaman ilerlemiyor, beni senden uzaklaştırmıyor, sadece alışmamı bekliyor. Alışmak dediğim şey de, her gün biraz daha yok olmak aslında. Şimdi bir sigara yakıyorum, dumanı tavana değil geçmişe üflüyorum. Belki senin geçtiğin bir boşluğa değmiştir ya da ciğerlerine doldurduğun havaya karışmıştır. Ama bil ki bu duman, içimde kalan son sıcak şey. Senin adını söylemeden yanıyor, külleniyor, sönüyor. Ve ben, hâlâ senin aşkının külleri arasında yeniden doğmayı bekliyorum.
koynuna veda ettim, huzuru feda ettim
sanki dağlar yıkıldı
hep içine atmak hasta eder insanı
mucizeler hep böyle ansızın gelir, bir bakışta bir sözde kalbine yerleşir
Bazen insan, kendi içinin karanlığına o kadar gömülür ki, dışarıdaki dünyanın ışığı bile anlamsız gelir. Ben de uzun zamandır böyleyim işte. Ne sesler, ne insanlar, ne güzel ihtimaller, hepsi aynı anda uzak ve gereksiz. Sanki hayat, gözlerimin önünde ağır ağır çöken bir toz bulutu, ne nefes aldırıyor ne de tamamen ölmek müsaadesi veriyor. Her şeyden rahatsız oluyorum, ama bu rahatsızlık öyle hafif değil, adeta bedenimin içine işleyen bir ağırlık. Sanki omuzlarıma görünmez taşlar bağlanmış, sanki dünya kendi ağırlığını benim üstümde deniyor. İnsanlar konuşuyor, gülüyor, yaşıyor ama ben onların dünyasına ait değilmişim gibi hissediyorum. Bir yabancılık var içimde, ne kendime benziyorum ne çevremdeki hayata. Biri sorsa kim olduğumu, doğru düzgün cevap bile veremem belki. Çünkü kendimi tanıdığım hâlim bile benden uzak artık. Düşünüyorum, eğer bu dünyada tek başıma kalsam, kimse olmadan, hiçbir ses duymadan, hiçbir yüz görmeden, belki içimdeki bu yangın söner. Belki en azından biraz iyileşirim. Belki içimdeki o dipsiz çukuru dolduracak bir sessizlik bulurum ama biliyorum ki insan kendi gölgesinden kaçamaz, nereye gidersem gideyim içimdeki ağırlık yanımda gelecek. Karanlığım benimle yürüyor. Bazen benden önde, bazen arkamda ama asla kaybolmadan. İçimde kopan fırtınaların sesi o kadar yüksek ki, dış dünyanın en sıradan cümleleri bile bana bir yük gibi çöküyor. Ne yaparsam yapayım, hiçbir şey için hevesim yok.
Ruhumla arama duvarlar örülmüş gibi. Kendimi bazen toprağın altına gömülmüş bir kök gibi hissediyorum. Yaşadığımı bilen yok, gördüğüm bir ışık yok, tırnaklarımla tutunduğum yer bile belirsiz. Yalnızlık, insanın kendi içinden gelen bir çığlığın yankısıdır ve ben o yankıyı günde yüz kere duyuyorum. Kimse benim içimde büyüyen bu çaresizliği görmüyor ve bir süre sonra ben de kendimi görmezden gelmeye başlıyorum. Yokmuşum gibi davranıyorum, varlığımı bile hafife alıyorum. Bazı günler öyle bir noktaya geliyorum ki, tek isteğim hareketsiz kalmak, bir şey düşünmemek, bir şey hissetmemek, hiçbir beklentiye sahip olmadan sadece zamanın üstümden akmasına izin vermek. Bu kadar basit bir şey bile insana huzur veriyor bazen. Çünkü düşünmek, hissetmek, kaygılanmak hepsi yoruyor. Hayat dediğin şey, insan istemese de üstüne basmaya devam ediyor. Ruhum ağır, kalbim yorgun, zihnim susmuyor. Her adımımda, her gecemde, her sessiz anımda içimde bir şey biraz daha çöküyor. Ne kadar anlatsam da eksik kalıyor çünkü bu hissin kelimesi yok. Sadece içimi yakan bir ağırlık var.
Ve ben yalnızca biraz hafiflemek istiyorum.
Biraz var olabilmek.
Biraz yaşayabilmek.
Ya da en azından, bu karanlığın içinde kaybolmadan durabilmek.
Both you and this user will be prevented from:
Note:
You will still be able to view each other's stories.
Select Reason:
Duration: 2 days
Reason: