mevzumsen

ben senin için okunacak kitaplar, anlatılacak hikâyeler, altı çizilecek satırlar, güzel şarkılar ve rüyalar biriktiriyorum...

mevzumsen

Acıdan korkmadım hiçbi' zaman. Ne saklandım ne de kaçtım. Sadece durdum öyle, baktım etrafımı çevreleyen yıkıma. Babam'ı kaybederken bile, durdum. Ne saklandım, ne de kayboldum bu şehirde. İçimde kaçtım, içimde saklandım, içimde kayboldum... Üzerimde yünlü kazağı, bacağımı örten gömleği, yanı başımda duran defteri... Burnuma dokunduruyorum kazağını, avuçlarımda hissediyorum kokusunu. Defterinde geziyor parmaklarım, kazıdığı baş harfine ilişiyor gözlerim.  Nar çiçeğin seni özledi be baba. Bana hep böyle seslenirdin 'nar çiçeği' diye. Bu tasvîri sevmezdim pek, fakat insan büyüyünce anlıyor. Güzel değil mi ama? Terk etmek istedim evi, şehri... Sen yoksun ya, bana koydu. Şimdi sadece durgunum, sessiz ve bi' o kadar eksik. Özlemek yaramıyor inan ki, hâlâ gözlerim arıyor seni, sesini. Bana masal anlatabilir misin baba? Ben masal bilmiyorum, hiç de anlatmadın. Belki hafifler bu acı, unuturum hislerimi. Belki ellerimiz orada buluşur, şimdikinin aksîne... Biliyor musun baba? Bana hiç sarılmadın. Sarılırız belki orada, hm ne dersin? Sarılalım baba, n'olursun. Kaybolmaya ihtiyacım var. İzin ver, ellerim avuçlarındayken sen de kaybolayım. İzin ver, sana sarılırken koynuna saklanayım. İzin ver, sadece hissedeyim. Varlığına ihtiyacım var, n'olursun izin ver...

mevzumsen

Gün doğmadı, doğamadı baba. Üzerine tas aracılığıyla dökülen suyu, kefene sarıldığın zamanı, tabuta yerleştirildiğin anı... Unutmadım, unutamadım. Etraf kalabalık. Senin için ağıtlar yakan, senin için ağlayan onca insan karşımda. Bakışlarımı anneme çeviriyorum; mezar taşı başına oturmuş, toprağını sessizce öpüyor. Son kez görüyor seni, son kez veda ediyor sana. Sonra insanlar üzerine toprağı veriyor, yavaşça silikleşiyor tenin. Birlikte ölüyor annem, birlikte kayboluyoruz. Ağlamıyorum, ağlayamıyorum. Dizlerim bükülüyor yanı başına, mezar taşına. Sadece bakıyorum öyle. Nar çiçeği'ydi adım. Şimdi o isme dâir anılarım... Acıdan korkmuyorum, fakat eksiliyorum baba. Acı beni çekiyor dibine, acı beni ana rahminde büyütüyor. Toprağına vursam canın yanar mı babam? Söyle bana, acıtmayayım canını. Yakmayayım seni. Yatsam dibine uyusam âsırlarca. Kapatsam gözümü, düş dilesem bize. Ama ne var biliyor musun baba? O dilediğim düş benim sonum, bizlerin sonsuzluğu. Yattım yanı başına şimdi, kolumu sardım sana. Soğuk mu babam orası? Biraz daha yanaştım sana, sardım daha sıkı seni. Hadi uyu babam, kollarımda uyu..
Reply